Murat’ın yüzündeki sahte ifade bir anda kayboldu.
—O da ne? —diye sertçe sordu.
Avukat gözlüğünü düzeltti.
—Elif Yıldırım Demir’in vasiyeti gereği, cenaze defin işlemlerinden önce kamuya açık olarak okunacaktır.
Caminin içi tamamen sessizleşti.
Selin küçümseyerek güldü.
—Vasiyet mi? Saçmalık.
Kerem zarfı açtı.
—“Anneme, Fatma Yıldırım’a tüm kişisel varlıklarımı bırakıyorum: banka hesaplarım, hayat sigortam, Şile’deki yazlık evimiz ve Demir Holding içindeki hisselerim.”Murat’ın yüzü aniden soldu.
—Bu imkânsız. Elif’in hissesi yoktu.
Avukat sakin bir sesle devam etti.
—Vardı. Babası, rahmetli İsmail Demir, ölümünden önce tüm hisselerin yüzde on üçünü ona devretmişti.
Murat’ın çenesi kilitlendi.
—Babam hasta idi… ne yaptığını bilmiyordu.
Ben ilk kez konuştum.
—Baban hasta değildi Murat. Senden korkuyordu.
Herkes bana döndü.
Murat bir adım attı, gözleri öfkeyle doluydu.
—Bunun bedelini ödeyeceksiniz.Ama ben artık biliyordum. Sadece ağlamaya gelmemiştim.
Avukat derin bir nefes aldı.
—Daha bitmedi.
Murat yumruklarını sıktı.
Ve o anda anladı: Elif’in cenazesi bir son değildi.
Bir başlangıçtı.
Ve o camide kimse, birazdan ortaya çıkacak gerçeğe hazır değildi…
BÖLÜM 2
Avukat Kerem Aydın, elindeki kâğıtları Murat’ın öfkesini daha da artıran bir sakinlikle tuttu.
—“Eğer ölümüm beklenmeyen veya şüpheli koşullarda gerçekleşirse…” diye okudu— “annem Fatma Yıldırım’a tam yetki veriyorum: hukuki ve cezai süreçleri başlatmak, tıbbi delilleri açığa çıkarmak ve Demir Holding içindeki hisselerimi derhal kullanmak.”Caminin içinde bir uğultu yükseldi.
Arka sıralarda oturan şirket ortakları kendi aralarında fısıldaşmaya başladı. Biri telefonunu çıkardı. Bir diğeri ayağa kalktı, sonra tekrar oturdu.
Murat, Selin’e baktı; sanki destek arıyordu. Ama Selin’in yüzündeki ifade artık aynı değildi.
—Bu saçmalık —dedi Murat—. Karımın cenazesini bir gösteriye çevirdiniz.
—Hayır —dedim—. Sen onun hayatını bir cehenneme çevirdin.
Ağır bir sessizlik çöktü.Aylar boyunca Elif gece yarıları beni arardı, ama konuşmazdı. Telefonda sadece titreyen nefesini duyardım. Sonra kapatırdı. Yanına gittiğimde “iyiyim” derdi ama yaz sıcağında bile uzun kollu giyerdi. Murat bunun hamilelik hassasiyeti olduğunu söylerdi. Abarttığını, dinlenmesi gerektiğini…
Ve birçok kişi ona inanmıştı.
Çünkü Murat dışarıdan kusursuzdu. Hastanelere bağış yapar, kameralar önünde Elif’in alnına öpücük kondurur, yeni klinik açılışlarında “örnek eş” rolünü oynardı.
Ama kapalı kapılar ardında Elif siliniyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Selin başını kaldırdı.
—Hamile bir kadın çok duygusal olabilir. Hepimiz biliriz.
Gözlerimi ona diktim.
—Aynı zamanda konuşmaları kaydetmeyi de öğrenebilir.
Bir an nefesi kesildi.
Sadece bir an. Ama ben gördümMurat da gördü.
—Sus, Fatma —dedi dişlerinin arasından.
Bir adım öne çıktım.
—Sen röportajlarda “acını” anlatırken, ben adli tıptaydım. Selin siyah-beyaz fotoğraflar paylaşıp Elif’e “hassas ruh” derken, ben kızımın gizli telefonunu polise teslim ediyordum.
Cami tamamen dondu.Kızım mesajları, ses kayıtlarını, banka hareketlerini, değiştirilmiş reçeteleri ve tehditleri sakladı.
Selin geri çekildi.
—Yalan!
—“O bebeği doğurursa Murat’ın geleceğini mahveder, yok olmalı” diye yazdığın mesaj da mı yalan?
Birkaç kadın ellerini ağzına götürdü.
Murat bana doğru hamle yaptı ama iki adam önüne geçti. Biri sivil giyimliydi: Komiser Emre Kaya.