BÖLÜM 1
“Hamile kızım tabutunun içindeydi… ve kocası, sanki piyangoyu kazanmış gibi gülerek içeri girdi.”
Koyu ceviz ağacından yapılmış tabut, İstanbul’daki tarihi caminin ortasında duruyordu. Vitraylardan süzülen soğuk ışık taş zemine düşüyordu. İçinde kızım Elif Yıldırım Demir yatıyordu. Henüz yirmi dokuz yaşındaydı ve yedi aylık hamileydi. Bir eli karnının üzerindeydi; sanki doğmamış çocuğunu hâlâ korumaya çalışıyordu.
Ben onun yanında ayakta duruyordum, elimde tesbih sıkılıydı. Tam o sırada bir kahkaha duydum.
Bu kahkaha ne gergindi ne de kırgındı. Aksine, kendinden emin ve pervasızdıHerkes caminin girişine döndü.
Oradaydı: damadım Murat Demir, kusursuz siyah takım elbisesi, altın saatı ve parlayan ayakkabılarıyla. Koluna girmiş olan kadın ise Selin Kara’ydı; aylarca kızımın evliliğini yalanlar ve gizli mesajlarla yıkan o kadın.Selin siyah, dar bir elbise giymişti. Başında ince bir tül vardı ama kırmızı rujunu saklamıyordu. Caminin içinde bir cenazeye değil, bir gösteriye gelmiş gibiydi.