Kocam sürekli eve yakın arkadaşlarını getiriyordu bir gün beni arkadaşı..Devamını oku.

Selim, dışarıya karşı alabildiğine bonkör, neşeli ve herkesin sırtını sıvazlayan o popüler adamdı; ancak evin eşiğinden içeri adım attığında bütün dikkati, sadece çevresinde kurduğu o sahte onay çemberine kayardı. Eve gelen kalabalık neredeyse hiç değişmezdi.Masadaki tabaklar boşalır, muhabbetler gece yarılarına sarkar, ben ise mutfakla salon arasındaki o dar koridorda görünmez bir gölge gibi gidip gelirdim.

Ta ki iki ay önce o gruba Kerem dahil olana kadar.

Kerem, Selim’in iş ortaklığına yeni başladığı, diğerlerine kıyasla çok daha az konuşan, sessizliğini koyu ve delici bakışlarla telafi eden bir adamdı. İlk geldiği akşam, çay bardağını uzatırken parmak uçlarımızın birbirine değdiği o kısacık saniye içimde tekinsiz bir kıvılcım çaktırmıştıGözlerini benden kaçırmadı; aksine, bakışlarındaki yoğunluk ve doğrudan temas o kadar ağırdı ki, nefesimin göğsümde sıkıştığını hissettim. Selim arkasını dönüp televizyondaki maça bağırdığı sırada, Kerem’in gözleri boynumdaki kolyede, dudaklarımın kıvrımında, üzerimdeki ipek gömleğin yakasında geziniyordu.

Zamanla bu durum bir tesadüf olmaktan çıktı, sessiz ve tehlikeli bir oyuna dönüştü. Selim’in pervasızlığı arttıkça, Kerem’in varlığı evin havasını elektrikle dolduruyordu.
Reklamlar