İşte tam da bu yüzden

Defol git karımın yanından!”Adam anında gerileyerek ellerini havaya kaldırdı. Sibel ise çığlık atarak yataktan fırladı ve hırkasının yakasını kapatmaya çalıştı: “Serkan yapma! Dur, beklesene!”

Şaşkınlıktan nefes nefese kalmış durumdaydım. Adamın üzerinde tıbbi bir önlük, boynunda bir kimlik kartı ve eldivenler vardı. Komodinin üzerindeki siyah çanta açık duruyordu. İçinde serumlar, enjektörler ve tıbbi malzemeler diziliydi.

Gözlerim karıma kaydı. Hırkasının yakası kaydığında, köprücük kemiğinin hemen altında tıbbi bir bant ve cildindeki morlukları gördüm.

“Bu… bu ne?” diye kekeledim. Sesim titriyordu. “Sibel, neler oluyor?”

Sibel yüzünü ellerinin arasına alarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Odadaki yabancı adam, yani adının Murat olduğunu öğrendiğim özel evde bakım hemşiresi, eldivenlerini çıkararak araya girdi: “Serkan Bey, lütfen sakin olun. Ben özel bir sağlık kuruluşunda hemşireyim. Eşinizin devam eden lenfoma tedavisi için üç haftadır her gece bu saatte serum uygulamasına geliyorum.”

O an başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Lenfoma. Kanser.Sibel gözyaşları içinde bana her şeyi anlattı. Sekiz ay önce teşhis konulmuştu. Ancak o dönemde babamı yeni kaybettiğim ve iş yerinde ağır bir krizle boğuştuğum için bana yük olmak istememişti. Gündüzleri kemoterapi alsa saç kaybından ve halsizlikten anlayacağımı bildiği için, deneysel bir immunoterapi protokolüne katılmıştı. Bu tedavinin her 24 saatte bir gece yarısı uygulanması gerekiyordu.

Benim ruhum bile duymadan, her gece yatağın diğer ucunda sessizce hayat mücadelesi veriyordu. Elif ise geceleri parkelerin gıcırdamasını duyup kapı aralığından hemşireyi görüyor, annesinin hasta yüzünü fark edip korkuyordu.

O gece Sibel’e sarılıp saatlerce ağladım. Kendi şüphelerimden ve karımın tek başına taşıdığı bu ağır yükten utandım. “Artık gizli saklı hiçbir şey yok,” dedim. “İş de kariyer de umurumda değil. Bunu birlikte atlatacağız
Reklamlar