İşte tam da bu yüzden

Kızım Elif henüz sekiz yaşındaydı. İlgi çekmek için hikayeler uyduran ya da yalan söyleyen çocuklardan değildi. Hatta heyecanlandığında bile sesini yükseltmez, dünyayı kendi sessiz ve masum penceresinden izlerdi. Ayın, sırf kendisini sevdiği için arabamızı takip ettiğine inanacak kadar saf bir çocuktu.

İşte tam da bu yüzden, o sabah arabada o cümleyi o kadar sakin bir şekilde söylediğinde içimde bir şeyler paramparça oldu.

— Baba… Sen her gece uyuduktan sonra odanıza bir adam giriyor.

Direksiyon elimden kayar gibi oldu. Kanım beynime sıçradı.

— Sen ne dedin Elif?

Okula doğru ilerlerken camdan dışarı bakmaya devam etti. Sanki havanın durumunu anlatır gibi son derece doğal bir ses tonuyla devam etti:

— Çok yavaş yürüyor. Parkelerin ses çıkarmasını istemiyor gibi. Annem gözlerini kapatıyor ama hiç ses çıkarmıyor.Sesinde ne bir korku ne de bir tereddüt vardı. Tamamen emin bir edayla konuşuyordu. İşte beni asıl donduran da bu sarsılmaz emniyetti.

— Elif… Sen bunu nereden çıkarıyorsun kızım?

Omuz silkti. — Görüyorum çünkü.

Yolun geri kalanı adeta bir kabusa dönüştü. Onu okulun kapısında bıraktıktan sonra aklımda tek bir düşünceyle hızla eve döndüm. Karım Sibel mutfaktaydı. Sabah güneşi mutfağı doldurmuş, kahve makinesi çalışıyordu. Beni görünce her zamanki gibi gülümseyerek “Hemen döndün mü?” dedi.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar