Elif, ana buzdolabının raflarını silerken birden kocasını mutfak kapısında dururken gördü.
“Can? Neden bu kadar erken geldin?” diye şaşkınlıkla sordu.
“Merhaba hayatım. İşten erken çıktım. Yarın ne yapacağımızı unuttun mu?”
Elif bir an duraksadı, yüzü gerildi. “Yarın mı geldi?” dedi sessizce. “Ziyareti yine erteleyemez miyiz? Eminim annen sorun etmez…”
“Hayır,” dedi Can kararlı bir şekilde. “Zaten üç kez erteledik. Hadi, eşyalarını toplamaya başla. Yarın köye gidip annemi ziyaret ediyoruz. Yıllardır evliyiz ve annemi neredeyse hiç tanımıyorsun.”
Elif derin bir iç çekti.
Can’ın annesi, şehirden yaklaşık üç yüz kilometre uzaklıkta küçük bir kasabada yaşıyordu. Bu mesafe, uzun zamandır Elif için bir tür sessiz koruma olmuştu. Can her ziyaret konusunu açtığında mutlaka bir bahane çıkıyordu: yeni bir kurs, aniden başlayan bir migren, işte yetişmesi gereken önemli bir proje… Ertelemek için hep bir sebep vardı.
Aslında gitmek istemiyordu.
Evli arkadaşlarının kayınvalideleriyle ilgili anlattıkları hikâyeler, insanı tedirgin etmeye yeterdi. Üstelik bu hikâyelerin çoğunun sonu pek de iyi bitmiyordu.
Mesela Zeynep’in kayınvalidesi neredeyse her gün haber vermeden evine gidiyordu. Çok konuşmazdı ama her şeyi dikkatle incelerdi—tozlara bakar, mobilyaların üzerini kontrol eder, mutfağa göz atardı. Lavaboda yıkanmamış bir tabak bile olsa, yüzündeki memnuniyetsizlik açıkça belli olurdu.
Öte yandan Merve’nin kayınvalidesi ise torunun nasıl yetiştirileceği konusunda sürekli fikir yürütürdü. En doğrusunu kendisinin bildiğine inanır, artık ebeveynlik kararlarının anne ve babaya ait olduğunu kabullenmekte zorlanırdı.
Bunca örnekten sonra Elif’in içi rahat etmiyordu. Tek tesellisi aradaki mesafeydi. Kayınvalidesi şimdiye kadar onları şehirde hiç ziyaret etmemişti. Belki de—Elif umut ediyordu—bu durum böyle devam ederdi.
Ama bu kez kaçış yoktu. O gün gelmişti.
Ertesi sabah yola çıktılar. Saatler süren yolculuğun ardından, bakımlı bir bahçesi olan, tertipli bir evin önünde durdular.
Can arabadan indi, bagajı açtı ve içinden hediyelerle ve ev yapımı yiyeceklerle dolu poşetleri çıkardı. Elif ise bir süre arabanın yanında oyalanıp evi süzdü, heyecanını bastırmaya çalıştı.
Bahçe kapısından içeri girdiklerinde ön kapı açıldı. Kapıda, saçları özenle toplanmış, yüzünde içten bir gülümseme olan ufak tefek bir kadın duruyordu.
Elif, tamamen hazırlıksız yakalanmış bir şekilde donakaldı. SONRASI YORUMDA ⬇️