Annem öldüğünde henüz dört yaşındaydım. Üvey babam

**Annem öldüğünde henüz dört yaşındaydım. Üvey babam Frank beni tek başına büyüttü; fakat ölümünden birkaç saat önce elimi tutup söylediği tek cümle, bütün çocukluğumu sorgulamama neden oldu: "Sana hiçbir zaman gerçeği anlatmadım."**

Frank annemle evlendiğinde küçücük bir çocuktum. Annem hayatını kaybettikten sonra herkes bir gün onun da beni bırakıp gideceğini düşündü. Ama Frank gitmedi.

Beni okulun ilk gününe o götürdü. Nikâhımda yanımda yürüdü. Kızımın doğumunda hastanenin koridorunda sabaha kadar bekledi. Hatta yıllar sonra bile, çocukluğumun en sevdiğim yemeği olan elmalı pankekleri yapmaya devam etti.

Ben ona hiçbir zaman "üvey babam" diye bakmadım.

O benim BABAMDI.

Bu yüzden doktorlar hastalığının artık geri dönüşü olmadığını söylediğinde, son günlerini yalnız geçirmesine izin vermedim.

Ölümünden birkaç saat önce odada yalnız kaldığımız sırada Frank birden gözlerini açtı ve elimi tuttu.

"Sana bir şey söylemem gerekiyor."

"Ne oldu?"

"Önce bana söz ver. Gerçeği öğrendiğinde benden nefret etmeyeceksin."

Gülümsedim.

"Sen benim babamsın. Seni neden affetmeyeyim?"

Yüzündeki ifade değişti.

"Çünkü ben sandığın kişi değilim."

İçimde garip bir ürperti hissettim.

"Ne demek istiyorsun?"

"Çocukluğunla ilgili bildiğin her şey yanlış. Annenin ölümüyle ilgili bile sana doğruyu söylemedim."

Bir an konuşamadım.

Frank titreyen eliyle cebinden bir kâğıt çıkardı.

"Ölmeden önce oraya gitmeni istiyorum."

"Nereye?"

"Adresi oku. Sonra anlayacaksın."

Kâğıdı avucuma bıraktı.

Gözlerini kapattı.

Bir süre sonra hemşire odaya girdiğinde Frank artık konuşamıyordu.

Koridora çıktım ve kâğıdı açtım.

Üzerinde tanımadığım bir evin adresi yazıyordu.

Adresin bulunduğu yer, çocukluğumun geçtiği evden yalnızca yirmi dakika uzaklıktaydı.

Bunun bir tesadüf olamayacağını biliyordum.

Arabaya bindim.

Yirmi dakika sonra, dar bir sokağın sonunda duran eski bir evin önünde durdum.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Verandaya çıkıp kapıya yaklaştım.

Elimi kaldırıp kapıyı çalmak üzereydim ki kapı aniden açıldı.

Ve karşımda duran kişiyi görünce nefesim kesildi.

Çünkü o kişi, Frank'in bana yıllardır öldüğünü söylediği kişiydi.. devamı diğer sayfada
Reklamlar