Biliyor musun,” dedi Elif, sesi o kadar sakin, o kadar olgundu ki Aylin’in o yapay sesini anında ezip geçmişti. “Gözlerimiz görmüyor olabilir ama biz bu dünyadaki çoğu insandan çok daha net görebiliyoruz. Mesela şu an önümüze koyduğun bu elbiseler… İpek olabilirler, çok pahalı olabilirler. Ama ruhları yok, tıpkı senin gibi buz gibiler.”
Aylin’in yüzündeki o sinsi gülümseme aniden silindi. “Ne saçmalıyorsun sen?” diye kekeledi.
Zeynep lafa girdi: “Babam bize o artan kumaşlardan elbiseler dikerken her dikişine sevgisini, gözyaşlarını kattı. Biz o derme çatma elbiselerin içinde dünyanın en zengin, en sevilen çocuklarıydık. Bize şimdi dünyaları vaat ediyorsun ama bizden asıl dünyamızı, babamızı çalmak istiyorsun. Bizim gözlerimizi açacak doktorlar, o paha biçilemez sevgiyi geri veremez.”