Şoktan tek kelime edemedim. Gözleri, kızlarımın kendi elleriyle yeni bitirdiği o mütevazı elbiselere takıldı. “Kızlarım için geri döndüm!” diye çıkıştı. Sonra sinsi bir şekilde gülümsedi. Çantasından tomarla para ve dünyanın en pahalı markalarına ait kıyafetler çıkardı.
Kızlarıma dönüp o sahte, tatlı sesiyle fısıldadı: “Kızlar, bu zenginliğin, bu lüks hayatın hepsi sizin olabilir… Ama kabul etmeniz gereken BİR ŞARTIM VAR!”Olduğum yerde donakaldım. Kızlarımın, canım yavrularım Elif ve Zeynep’in elleri o pahalı kumaşlarda, ipek elbiselerin üzerinde gezinirken, öz annelerinin onlara kurduğu o kan dondurucu tuzaktan tamamen habersizdiler. Yıllardır hasret kaldıkları, kokusunu bile bilmedikleri bir “anne” figürü aniden hayatlarına girmiş, karanlık dünyalarına sahte bir ışık tutmuştu.
Aylin, o zehirli parfümünün kokusuyla kızlarımın yanına iyice yaklaştı. “Şartım şu,” dedi sesini olabildiğince yumuşak ve masum tutmaya çalışarak. “Oyunculuk kariyerimde çok önemli bir dönüm noktasındayım. Hakkımda büyük bir belgesel çekiliyor. B