Torunumun dugun mastafi

Emre’nin bakışı bana döndü. İçinde fırtına vardı. “Büyükanne,” dedi, sesi kısık. “Zarfı bana ver.”

Ben titreyen ellerimle uzandım. Zeynep bir an tereddüt etti ama insanların önünde daha fazla uzatmak istemedi, zarfı Emre’ye verdi.

Emre zarftaki kâğıdı çıkardı. O an ben bile nefesimi tuttum. Çünkü o kâğıdı yazarken ellerim titremişti; çünkü o günlerde geceleri uyuyamıyor, “Ya ben gidersem Emre ne yapar?” diye düşünüp duruyordum.Emre okumaya başladı. Gözleri satırların üzerinde ilerledikçe yüzündeki ifade değişti. Öfke yavaş yavaş çözüldü. Yerine, tanıdığım o eski mahcubiyet geldi.

“Büyükanne…” dedi.

Zeynep kollarını bağladı. “Ne yazıyor? Hadi, yüksek sesle oku da herkes bilsin.”

Emre boğazını temizledi ve okumaya devam etti. “ ‘Emre, bu parayı sana borç olsun diye vermiyorum. Bu benim sana son hediyem gibi düşün. Çünkü yaşlandım. Yarın ne olacağını bilemem. Eğer bir gün beni huzurevine bırakırsan da kızmam. Çünkü hayat zor. Sadece şunu istiyorum: Beni sevdiğini unutma. Bir gün bile unutma. Ve sakın kendini suçlu hissetme. Benim tek pişmanlığım, seni daha kolay bir hayata doğuramamış olmak.’ ”
Reklamlar