Evet. Çünkü düğün günü herkesin gözü üzerinde olacaktı. Ve ben senin her fırsatta ona koşmanı, onunla ağlamanı, ona sarılmanı istemiyorum. Bu bizim günümüz.”
Ben nefes alamıyordum. “Emre,” dedim. “Ben zaten… hiçbir zaman dikkat çekmek istemedim. Ben sadece…”
Sözümü kesti. “Büyükanne, lütfen…” Gözlerinde bir şeyler çatırdıyordu. Sonra Zeynep’e döndü. “Peki ya ev? Peki ya para?Zeynep’in yüzünde kısa bir gölge geçti ama hemen toparladı. “Para düğüne gitti. Bu… onun seçimi.”Onun seçimi mi?” Emre’nin sesi öyle bir yükseldi ki içerideki birkaç kişi kapıya doğru yaklaştı. “Ayşe evini sattı! Kendi başını sokacağı evi sattı! Sen bunu biliyordun!”Zeynep çenesini kaldırdı. “Ben ‘sat’ demedim. Ben sadece hayalimi söyledim. Güzel bir düğün hayal ettim. Her gelin ister.”Emre öfkeyle ellerini saçına geçirdi. “Senin hayalin için benim büyükannem… hayatını verdi. Senin yüzünden şu an kapıda aşağılanıyor.”