Yaşlı bir kadınla evlendim

O mesajın altında bir sürü makbuz duruyordu: botlar, mont, sanayi masrafları, dişçi faturası ve iki kredi kartı ödemesi. Her makbuzun üzerinde Gönül’ün kendi el yazısı vardı. “Bu konuda yalan söyledin.” “Bunun için bana teşekkür etmiştin.” “Burada bana neredeyse gerçeği söyleyecektin.” En alttaki makbuz ise cenazesinde giydiğim o monta aitti. Yanına şöyle yazmıştı: “Üşüdüğünü fark ettiğimde yüzünde bir utanç belirdi, Hakan. Yüzünde gördüğüm ilk dürüst şey buydu.”Elimle ağzımı kapattım. “Bu bir ceza mıydı?” Kemal Bey başını salladı ve bana bir zarf uzattı. İçinde Gönül’ün mektubu vardı.Muhtemelen onu hiçbir şeysiz bıraktığımı düşündüğümü, ama bana gerçeği bıraktığını yazmıştıçünkü gerçek, satamayacağım tek şeydi. Onunla neden evlendiğimi biliyordu. Daha nikah dairesine gitmeden önce bile biliyordu. Komşularına çok fazla gülümsediğimde ve ilaç şişelerini göz hapsine aldığımda da biliyordu. Gönderdiğim o mesajdan da haberdardı. Ama aynı zamanda, komşumuz Leyla Teyze’nin kırık bahçe çitini tamir edip parasını almayı reddettiğimi de görmüştü. Hastaneler beni huzursuz etse bile, tüm randevularında sabırla yanında oturduğumu görmüştü. Elleri çaydanlığı tutamayacak kadar çok titrediğinde, ona o berbat çayları hazırlayışımı da görmüştü.“Bana karşı iyi bir adam olmadın,” diye yazmıştı. “Tamamen değil. Dürüstçe değil. Ama ruhun bomboş da değildiKendisinin yalnızlığa bir çare aradığını, benim ise bana bakacak birine ihtiyaç duyduğumu ama bunun bu şekilde olmaması gerektiğini belirtmişti. Sonra bana bir seçim hakkı tanımıştı: Ya bu kutuyu alıp ortadan kaybolacaktım ya da onu seven insanların karşısına çıkıp gerçeği anlatacaktım. “Onlardan seni affetmelerini istemiyorum,” yazmıştı. “Sadece artık yalan söylemeyi bırakmanı istiyorum.”Ertesi gün, Gönül’ün kurulmasını sağladığı o yardım fonunun yemeği için caminin altındaki salona gittim. Selen beni görünce gerildi. “Buraya bir şey almaya gelmedim,” dedim ona. Kemal Bey, Gönül’ün son notunu herkesin önünde yüksek sesle okudu
Reklamlar