Tam o sırada kapı yavaşça aralandı. Zeynep, yanında sıkıca elini tuttuğu Ceren ile birlikte odaya girdi. İkisi de korku dolu gözlerle bize bakıyordu. Zeynep'in gözleri yerdeki ayakkabı kutusuna takıldı, sonra bana döndü. "Anne," dedi titreyen bir sesle. "Lütfen kızma. O ayakkabıları Ceren'e ben hediye ettim. Onun ayakları çok üşüyordu. Babam hep demez miydi, 'İyilik yapmaktan asla vazgeçme, karanlığı sadece ışık kovar' diye?"O an, kocamın o sıcacık gülümsemesi ve bu sözleri gözümün önüne geldi. Kocam, o kazada hayatını kaybetmiş olabilirdi ama ruhu, kızımın o kocaman, tertemiz kalbinde yaşamaya devam ediyordu. Eğer bu ayakkabıları o adamın yüzüne fırlatıp atarsam, kocamı bir kez daha öldürecek ve kızımın içindeki o güzel ışığı kendi ellerimle söndürecektim.