Sınıftaki Yoksul Bir Arkadaşına Ayakkabı Aldıktan Sonra

Zeynep'in soyadını duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm," diye devam etti Yılmaz, gözyaşları parkelere damlıyordu. "Sizin ailenizi darmadağın ettim. Sizden bir hayat çaldım. Şimdi bir de kalkıp, babasını elinden aldığım o yetim kızın merhametine sığınamam. Bunu kabul edemem. Ayakkabıları geri getirmek zorundaydım. Kızınıza benim kim olduğumu söylemedim, Ceren de hiçbir şey bilmiyor. Sadece... Sadece sizin yüzünüze bakacak gücüm yoktu, özür dilerim."Odadaki sessizlik sağır ediciydi. İçimdeki o devasa, beş yıllık öfke fırtınasıyla, bir annenin merhameti arasında sıkışıp kalmıştım. Çektiğim acılar, kocasız geçen o soğuk geceler, Zeynep'in babasının mezarı başında döktüğü gözyaşları bir yanda duruyordu; diğer yanda ise ayakları üşüyen, ayakkabılarını bantla yapıştıran ve hiçbir günahı olmayan 12 yaşındaki küçük Ceren
Reklamlar