ONA SAKIN İNANMA.”
Gözlerime inanamadım. Yurt dışında Ferit’in yanında olan tek bir kadın vardı: Kızı Ceyda. Ferit, ölmeden hemen önce bana bu yüzükle ne mesaj vermek istemişti?
Telefonla aramak yerine ilk uçakla Ceyda’nın yaşadığı ülkeye uçtum. Ceyda’nın evinin önüne vardığımda taksiden indim ve açık duran kapıdan içeri baktım. Gördüğüm manzara, Ferit’in sakladığı devasa bir yalanın ilk ipucuydu…İçeri girdiğimde, evde kolilerin toplandığını ve iki görevlinin eşyaları taşıdığını gördüm. Mutfak tezgahının üzerinde Ferit’in “kayboldu” denilen cep telefonu ve kişisel eşyaları duruyordu. Ceyda beni karşısında görünce şaşkınlıktan elindeki kutuyu neredeyse düşürüyordu.Tam o sırada merdivenlerin başında 12 yaşlarında bir erkek çocuğu belirdi. Başında Ferit’in yıllardır yanından ayırmadığı o eski beyzbol şapkası vardı. Çocuk bana bakıp “Anne, bu kim?” diye sordu.
Ceyda gözlerini kapatarak hakikati itiraf etmek zorunda kaldı: “O benim oğlum Efe.”Donakaldım. Ferit’in 12 yaşında bir torunu vardı ve ben bunu ilk kez öğreniyordum. Ceyda, Efe doğduğunda tek başına kaldığını, utandığı ve benden çekindiği için bu durumu yıllarca gizlediğini söyledi. En acısı ise Ferit’in bu torundan tam 9 yıldır haberi olmasıydı. Ferit, Ceyda’nın ricası üzerine bu büyük sırrı benden saklamıştı.
Peki yüzükteki o ürkütücü uyarı ne anlama geliyordu?