Öfkeli değildi.
Kırgındı.
Ve en acısı, kendini değersiz hissetmişti.
Kerem koltuğa oturdu.
Yüzünü ellerinin arasına aldı.
Dakikalar sonra kısık sesle konuştu.
"Hata yaptım."
Kimse cevap vermedi.
"Oğlum... Bunu yapmamalıydım."
Emir sessizce başını salladı.
"Artık çok geç."
Kerem gözleri dolarak oğluna baktı.
"Verdiğim söz geçerli."
Emir şaşırdı.
"Ne demek?"
"Üniversite masraflarının tamamını karşılayacağım. Dövmeyi sildirsen bile."
Odanın içi sessizliğe gömüldü.
Aylin ayağa kalktı.
"Ne? O zaman bütün bunların anlamı neydi?"Kerem derin bir nefes aldı.
"Hiçbir anlamı yokmuş."
Aylin sinirle çantasını aldı.
"Demek benim için savaşmayacaksın."
Kerem ilk kez karısına sakin bir ifadeyle baktı.
"Gerçek sevgi, bir çocuğun bedenini kullanarak ispatlanmaz."
Aylin kapıyı sertçe çarpıp çıktı.
Bir daha da geri dönmedi.
Aradan birkaç hafta geçti.
Kerem, verdiği sözün arkasında durdu.
Emir'in yurt dışındaki üniversite başvurularını birlikte hazırladılar.
Ben de ilk kez eski eşimle kavga etmeden aynı masaya oturabildim.
Bir gün Emir yanıma gelip koluna baktı.
"Anne..."
"Efendim?"
"Bu dövmeyi sildireceğim."
"Kararından emin misin?"
Gülümsedi.