Komşumuzun Küçük Kızını Gördüğüm An


Seni kaybetmekten korktum," diye hıçkırdı. "Çocuk sahibi olamazsak beni terk edeceğini düşündün, her gün ağladın. Laboratuvarda o embriyolar elimdeydi. Kimse bilmeyecekti, kimse fark etmeyecekti. Elif’i sen doğurdun, onu sen büyüttün! O senin kızın!"

"Sus!" diye haykırdım. "O bir çocuğun hayatını çalmak, bir aileyi kandırmak! Sen bir canavar yaratmışsın Murat, bizim hayatımızı bir laboratuvar deneyine çevirmişsin!"

O gece Murat evden gitti. Gitmesini ben istemiştim. Elif odasında hiçbir şeyden habersiz uyurken, ben yatağının kenarına çöküp sabaha kadar ağladım. Onun yüzündeki her hat, her çizgi şimdi gözüme hem çok tanıdık hem de çok yabancı geliyordu. Ama içimdeki o anne şefkati, o kopmaz bağ zerre kadar eksilmemiştOnu dokuz ay karnımda taşımıştım, ilk nefesinde ben vardım, ilk düştüğünde dizini ben öpmüştüm. Genler ne derse desin, o benim kızımdı.

Yeni Bir Şafak ve Anlamlı Bir Son
Aradan aylar geçti. Murat ile boşandık; işlediği tıbbi suçlar ve sahtekarlık nedeniyle hakkında yasal süreç başlatıldı. Hayatımız bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı, bu kesindi.

Ancak bu karanlık hikayenin içinde, kaderin bize sunduğu tuhaf bir aydınlık belirdi. Selim ve ben, iki yaralı anne ve baba olarak, çocukların bu durumdan zarar görmemesi için bir araya geldik. Elif ve Melis’e gerçeği henüz onların anlayabileceği yaşta olmadıkları için tam olarak anlatmadık. Onlara sadece, hayatın bize sunduğu mucizevi bir tesadüfle birbirlerini bulan "ruh ikizleri" olduklarını söyledik.
Reklamlar