Duyduklarımla nefesim kesildi. Murat’ın o dönem büyük bir biyoteknoloji şirketinde ve klinikte çalıştığını biliyordum ama bunun bizim hayatımızla ne ilgisi olabilirdi?
"Bizim tedavimiz sürerken," diye devam etti Selim, "aynı dönemde senin de orada tedavi gördüğünü, hamile kalmak için çabaladığını çok sonradan öğrendim. Murat, kendi eşinin, yani senin anne olabilmen için her şeyi riske atmaya kararlıydı. Ancak senin yumurtalık rezervlerin ve genetik yapın, embriyonun tutunmasına izin vermiyordu. Defalarca denediniz ve başarısız oldunuz, hatırlıyor musun?"
Hafızam beni yedi yıl öncesinin o ağrılı, gözyaşı dolu hastane odalarına götürdü. Doğruydu. Doktorlar artık umudu kesmişken, Murat bir mucize olduğunu söyleyerek bana müjdeyi vermişti. Elif’e hamile kalmıştım grsele ilerleyn devamı sonraki syfada....Murat bir mucize yaratmadı," dedi Selim, gözlerimin içine bakarak. "Murat bir suç işledi. Bilimsel bir cinayet, etik bir katliam yaptı. Eşim Leyla’dan alınan sağlıklı yumurtaları ve benim genetik materyallerimi kullanarak oluşturulan embriyolardan en sağlıklısını seçti. Ama o embriyoyu Leyla’ya transfer etmek yerine, laboratuvarda gizlice ikiye böldü. Yapay bir ikizleme işlemi yaptı. Embriyolardan birini senin rahmine yerleştirdi, diğerini ise Leyla’ya..."
Gerçeğin Çıplak Dehşeti
Beynim zonkluyordu. Kulaklarımda uğultular başladı. Selim’in söylediklerini Türkçe kelimeler olarak duyuyor ama mantık süzgecinden geçiremiyordum.
"Yani..." dedim, sesim titreyerek. "Elif... Benim biyolojik kızım değil mi?