Komşumuzun Küçük Kızını Gördüğüm An

Komşumun o soğuk ve ürpertici cümlesi zihnimin labirentlerinde yankılanırken, kapının eşiğinde öylece kalakaldım. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Aldatılmak, sıradan bir ihanete uğramış olmak bile şu an hissettiğim bilinmezliğin dehşeti yanında hafif bir teselli gibi kalırdı.

"Ne gerçeği?" diye fısıldayabildim, sesim boğazıma kaçan bir çığlık gibi cılızdı. "Murat benden ne saklıyor? Kızınız neden benim kızıma ikiz gibi benziyor?"

Adam, adının Selim olduğunu sonradan öğreneceğim o bitkin baba, derin bir iç çekti. Gözlerinde öfke değil, yılların biriktirdiği devasa bir keder vardı. Beni içeriye davet etti. Evin içi tuhaf bir şekilde çıplaktı; kutular tam açılmamış, eşyalar ait olmadıkları köşelere fırlatılmış gibiydi. Tıpkı hayatlarımız gibi, darmadağındı. Salondaki eski bir koltuğa oturduk. Selim anlatmaya başladığında, zaman benim için durdu.

"Her şey yedi yıl önce, o lanetli tıp merkezinde başladı," diye söze girdi Selim. Ellerini yüzüne kapatıp bir süre bekledi. "Eşim Leyla ile yıllarca çocuk sahibi olmak için uğraştık. Gitmediğimiz doktor, denemediğimiz yöntem kalmadı. Sonunda şehrin dışındaki o özel klinikte, tüp bebek tedavisine başladık. Murat da oradaydı. Ama o bir hasta olarak değil, kliniğin başbiyoloğu ve genetik laboratuvarının sorumlusu olarak oradaydı."
Reklamlar