Çünkü seni hâlâ küçük bir çocuk gibi korumaya çalışmışım.”
Mert birkaç saniye sustu.
Sonra bana hayatım boyunca unutmayacağım bir cümle söyledi.
“Ben büyüdüm anne. Sadece bunu sana söylemenin yolunu bulamadım.”
Gözlerim doldu.
O gece ilk kez Mert'in geleceğini korkuyla değil, merakla düşündüm.
Ertesi hafta onu lokantaya kendim götürdüm.
Bu kez Banu yoktu.
Mert önlüğünü taktı, mutfağa geçti ve işine başladı.
Ben ise kapının önünde birkaç dakika onu izledim.
Sonra gitmek için döndüm.
Çünkü ilk kez oğlumun peşinden gitmem gerektiğini değil, onun kendi yolunda ilerlemesine izin vermem gerektiğini anladım.
Kapıdan çıkarken yaşlı garson bana el salladı.
Ben de gülümsedim.
Yıllarca sır sandığım o küçük lokantanın aslında oğlumun saklandığı yer değil, kendini bulduğu yer olduğunu o gün öğrendim.
Ve eve dönerken içimden tek bir şey geçiyordu:
Bazen bir çocuğa verebileceğiniz en büyük destek, onun yerine yürümek değil, kendi başına yürüyebileceğine güvenmektir.