Gözyaşlarım kâğıdın üzerine damladı. Yıllarca içimde taşıdığım boşluk bir anda şekil değiştirmişti. Öfke, şaşkınlık, özlem… Hepsi birbirine karıştı. Büyükanneme kızmalı mıydım? Yoksa beni korumak için yaptığı fedakârlığı mı görmeliydim?
O gece uyuyamadım. Sabah olduğunda kararımı vermiştim.
Adrese gittim.
Kapıyı orta yaşlı, yorgun bakışlı bir adam açtı. Gözleri… gözleri benimkilerle aynıydı. İkimiz de bir an konuşamadık. Sonra titrek bir sesle adımı söyledim.
Adamın yüzü çözüldü. Gözleri doldu.
“Yıllardır bu anı bekledim,” dedi.
Saatlerce konuştuk. Fotoğraflar gösterdi. Annemin hamilelik dönemine ait görüntüler, doğduğum gün çekilmiş bir kare… Kucağında beni tutuyordu. Terk edilmiş bir çocuk değildim. Sevilmiştim.