Zengin adam, evsiz ama çok güzel olan genç kıza acıdı ve onu felçli babasının bakıcısı olarak işe aldı. Ancak genç kadın, varlıklı adamın çalışma odasına girdiği anda donup kaldı. Duvarın ortasında asılı duran, vefat etmiş kızına ait fotoğrafı görünce kalbi duracak gibi oldu:
— “Kızınız yaşıyor. Onu nerede bulacağımı biliyorum…” ������
Temmuz sıcağı şehrin üzerine ağır bir battaniye gibi çökmüştü.
Haksız bir suçlama yüzünden hemşirelik işini kaybeden Veronica Benson, kısa sürede evsiz kalmıştı. Elinde, sahip olduğu birkaç eşyayı taşıdığı bir çantayla üç gün boyunca sokaklarda dolaştı. Sonunda çaresizliğin eşiğinde, babasının eski dostu olan Ethan Sinclair’e gitmeye karar verdi. Babasının yazdığı mektup hâlâ avucundaydı.
Milyoner Ethan Sinclair, evsiz kalan bu genç kadına acıdı ve ona, geçirdiği felç sonrası bakıma muhtaç hâle gelen babası için bakıcı olma teklifinde bulundu.
Sinclair ailesinin lüks yalısında Veronica için yeni bir hayat başladı. Constantine Sinclair, sert mizaçlı ama adil bir yaşlıydı. Veronica kısa sürede onun güvenini kazandı; bakım işlemlerinde titizlikle yardımcı oldu, birlikte kısa yürüyüşlere çıktı ve zamanla aileyle de bağ kurdu.
Ama bu ihtişamlı evin duvarları sırlarla doluydu. Ethan’ın eşini ve kızını kaybetmesi, ruhunda derin yaralar açmıştı. Bir gece, koridorlarda sessizce yürürken Veronica, zengin adamın çalışma odasının kapısından içeri baktı ve olduğu yerde taş kesildi.
Duvara asılı fotoğrafta, vefat ettiği söylenen kızı Catherine vardı—parlak gözlü, bileğinde tanıdık bir yara izi bulunan genç bir kız.
Bu benzerlik Veronica’yı sarsmıştı. Fotoğraftaki kız, onun daha önce çalıştığı psikiyatri kliniğinde tedavi gören hastayla aynıydı—solgun, içine kapanık… ama hayatta.
Zihninde düşünceler fırtına gibi dönmeye başladı: sahte bir ölüm, ortakların kurduğu bir komplo, gizli bir esaret…
Gerçeğin ağırlığı karşısında nefesi kesilen Veronica, titrek bir sesle fısıldadı:
— “Kızınız yaşıyor. Onu nerede bulacağımı biliyorum…” ������
Hikayenin Devamı, görselin altındaki ilk yorumda… ������