Bir hafta sonra hastane odasında sade bir nikâh töreni yapıldı. Sadece birkaç çalışan, hastane görevlileri ve Meryem Hanım’ın avukatı Kemal Bey törene katıldı.
Nikâhtan üç gün sonra Meryem Hanım uykusunda huzur içinde hayatını kaybetti.
Cenazenin ardından Kemal Bey, yıllardır kimseye dokundurtmadığı hastane çantasını Murat’a teslim etti.
“Bunun size verilmesini özellikle istedi,” dedi. “Sizi seçmesinin önemli bir nedeni vardı.”
Murat mezarlıkta tek başına kaldığında çantayı açtı. İçinden deri kaplı kalın bir günlük, mühürlü belgeler, hisse senetleri ve kadife bir kese çıktıGünlüğün ilk sayfaları kırk yıl önce yazılmıştı.
Meryem Hanım, gerçek soyadının Korkmaz olduğunu ve ailesinin Türkiye’nin en büyük sanayi şirketlerinden biri olan Korkmaz Holdingin kurucuları arasında bulunduğunu anlatıyordu. Babasının ölümünden sonra ağabeyi ve yeğenleri şirketi ele geçirmek için imzalarını taklit etmiş, sağlık raporlarını değiştirmiş ve onu zihinsel olarak yetersiz göstermişlerdi.
Yıllarca ailesi olmadığı düşünülerek bir bakım merkezinde tutulmuştu. Oysa gerçekte ailesi onu bilinçli şekilde toplumdan uzaklaştırmıştıBelgelerde Meryem Hanım’ın holdingin yüzde kırk beş oy hakkına sahip olduğu görülüyordu. Şirketin değeri milyarlarca lirayı buluyordu.
Kadife kesenin içinden ise bir bellek ve Murat’a yazılmış son mektup çıktı.
Meryem Hanım mektubunda, kendisiyle yalnızca son günlerinde mutlu olmak için evlenmediğini açıklıyordu. Babasının hazırladığı şirket sözleşmesine göre hisseleri sadece doğrudan mirasçısına ya da yasal eşine geçebiliyordu. Evlenmeden hayatını kaybetseydi bütün hisseler ağabeyinin ailesine kalacaktı.
Murat artık Meryem Hanım’ın yasal mirasçısı ve Korkmaz Holdingin en güçlü hissedarıydı.