Sızıntılar AKP döneminde olmuş! Casusluk davasında olay gelişme! İddianame çöktü mü?

0 izlenme 17 Mayıs 2026
Reklamlar

Bağımsız Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu , Silivri'de Osman Kavala, Can Atalay, Onursal Adıgüzel, Hasan Akgün, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve Tayfun Kahraman ile görüştüğünü duyurdu. 


Yeneroğlu, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu Kampanya Direktörü Necati Özkan ile seçildi ancak İBB davasının görüldüğü nedeniyle görüşemediğini belirtti; "Kendim daha önceden herhangi bir tanışıklığım yoktu. Sadece hastaneye gittikten sonra bana bir mektup yazıldı, bunların incelendiğini rica etmiştim" dedi. Dosyayı incelediğini ifade eden Yeneroğlu, "casusluk" davasına ilişkin olarak; "İddianamedeki tek delil delil, 17 adet İBB çalışanlarının e-posta adresi ve şifresi. Bilirkişi raporlarındaki tarihlere bakmak yeterli: 2008, 2016, 2017, Ocak 2019, Şubat 2019. Ekrem İmamoğlu, İBB Başkanlığı'nı 27 Haziran 2019'da kesildi. Yani sızıntıların toplam İmamoğlu göreve gelmeden önce oluşmuş. Sızıntıların İBB Ak Parti'nin yönetimiydi" açıklaması yaptı. 

Bağımsız Milletvekili ve hukukçu Yeneroğlu, "casusluk" iddiasıyla tutuklanan İmamoğlu'nun Kampanya Direktörü Necati Özkan'ın kendisine mektupla yapacağı incelemesini istediğini belirterek dosyaya ilişkin tespitlerini paylaştı. 

Yeneroğlu, sızıntıların İmamoğlu döneminde değil AKP döneminde yaşandığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: 

"Bugün, İstanbul Silivri Cezaevi'ndeydim. Gündemimde devam eden 'Casusluk Davası' ile ilgili görüşmeler ve aynı zamanda bazı ziyaretlerdi. Osman Kavala, Can Atalay, Onursal Adıgüzel, Hasan Akgün, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve Tayfun Kahraman ile görüştüm.

Daha öncesinde Casusluk davası iddiasını okumuş ve bilirkişi raporlarını incelemiştim. Özellikle Necati Özkan Bey ile de görüşecektim, ancak İBB duruşmaları devam ettiği için kendisiyle görüşemedim. kendisiyle daha önceden herhangi bir tanışıklığım yoktu. Sadece cezaevine girdikten sonra bana bir mektup yazmıştı, bunları incelemişmi rica etmişti.

Necati Bey 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim kampanyasının baş danışmanı, 42 yıllık iletişim danışmanı, 65 yaşında bir meslek insanı. Şirketini bu süreçte kapatmak zorunda kalmış, onlarca çalışanı işsiz kalmış.

"Siyasal veya askerî casusluk" suçlamasıyla yargılanıyor. İsnat edilen suç, TCK 328. İstenen ceza, 15 yıldan 20 yıla kadar hapis.

Aynı dosyada yargılananlar: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, 40 yıllık gazeteci, TELE 1'in kurucusu ve Hüseyin Gün adında Türkiye'nin İngiltere'de lobi çalışmalarında desteğine başvurduğu bir iş insanı.

Özet olarak iddianame diyor ki: 2019 İstanbul seçimlerinden 12 gün önce İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan, Hüseyin Gün adlı iş insanıyla tanışıp İBB'den 17 çalışanın e-posta şifrelerini ona vermiş; bu sayede seçim "manipüle edilip" kazanılmış — bu da casusluktur.

İddianamenin 159. sayfadaki şu cümle davanın asıl motivasyonunu yoruma bile gerek duyulmaksızın açıkça ortaya koyuyor: ''Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında Siyasal Casusluk suçununun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbui olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasınrn amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır.''

Dün, 13 Mayıs 2026'da İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi üç gün süren ilk celse sonunda dört sanığın da tutukluluğunun devamına karar verdi ve davayı erteledi.

Herkesin adaletle şahitlik yapabilmesi ve aklı selim ile bir kanaate varabilmesi için dosyaya ilişkin değerlendirmemi biraz ayrıntılı olarak paylaşıyorum.

İddianame tek bir veriye dayanıyor

İddianamedeki tek sözde delil, 17 adet İBB çalışanının e-posta adresi ve şifresi. Üç kişiyi 20 yıla kadar hapse mahkûm etmek için sunulan ve delil olarak takdim edilen tek veri bu.

Mahkemenin atadığı bilirkişi ne dedi?

Bilirkişi Dr. Öğr. Üyesi İsmail Sinan Tatlıgil'e göre:

-17 e-posta adresi asıl veritabanından sızdırılmamıştır.

-Veriler yıllar önce farklı platformlardan internete yayılmış, kamuya açık veri setlerinde zaten mevcut.

-Veriler atılı suç tarihinden önce de bir kısmı 11 yıl, biri 18 yıl önce internette herkese açıktı.

-Sızıntıların kaynağı İBB değil; başka sitelerin hacklenmesi sonucu ortaya çıkan eski veriler.

- İddianamedeki teknik değerlendirmelerin önemli kısmı güvenilir bulunmamış. Yani ortada "devlet sırrı" niteliğinde, gizli kalması gereken bir veri olmadığı yönünde ciddi teknik tespitler var.

Sızıntılar AKP dönemine ait 

Bilirkişi raporundaki tarihlere bakmak yeterli: 2008, 2016, 2017, Ocak 2019, Şubat 2019. Ekrem İmamoğlu, İBB Başkanlığı'nı 27 Haziran 2019'da devraldı.

Yani sızıntıların tümü İmamoğlu göreve gelmeden önce olmuş.

Sızıntıların yapıldığı yıllarda İBB Ak Parti'nin yönetimindeydi.

Belediye çalışanlarının e-posta şifreleri 2008-2019 arasında defalarca internete sızmışsa, bunun sorumluluğu kimde? O dönemin İBB yönetiminde mi, yoksa sızıntıdan aylar sonra göreve başlayan yönetimde mi? İddianame, bir önceki yönetimin döneminde gerçekleşen veri güvenliği açıklarını yeni yönetimin "casusluğu" olarak sunuyor.

TCK 328 ne diyor?

Kanunun lafzı açık: "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir."

Yargıtay'ın içtihadı (9. CD K. 2014/7360) bu suçun oluşması için şu 7 unsurun BİR ARADA bulunmasını şarttır:

-Bilgi gerçek ve doğru olacak.

-Suç tarihinde gizliliğini kaybetmemiş olacak.

-Niteliği itibarıyla gizli olacak.

-Bir çaba sonucu temin edilmiş olacak.

-Yabancı bir devlet yararına temin edilmiş olacak.

-Türkiye Cumhuriyeti zararına temin edilmiş olacak.

-Failde özel "casusluk maksadı" bulunacak. Bir tanesi eksikse fiil casusluk değildir.

TCK 328 VE Yargıtay içtihadı bakımından değerlendirme 

-Bilgi gizli mi? HAYIR.

-Devlet güvenliğine ilişkin mi? HAYIR.

-Çaba sonucu mu temin edilmiş? HAYIR.

-Yabancı devlet yararına mı? HAYIR. İddianamede tek bir devletin adı geçmiyor.

-Türkiye zararına mı? HAYIR.

-Casusluk maksadı var mı? HAYIR.

-Lehine casusluk yapılan devletle anlaşma var mı? HAYIR. Yedi unsurdan yedisi de eksik.

Hüseyin Gün meselesi 

İddianamenin "ana casus" diye gösterdiği Hüseyin Gün, 11 Mayıs duruşmasında bir belge sundu. Ekim 2016- Mayıs 2017 arası geçerli, kendi şirketleri Trident ve GPlus'a "Türk devleti adına ülke ilişkilerini yönlendirme, yönetme ve idare etme" konusunda tam yetki veren bir belge. İmzalayan, o dönemin Başbakanlık Müsteşarı, sonradan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'dı. Hüseyin Gün aynı zamanda birçok Ak Partili bakan ve bürokrat için program organize etmiş, Türkiye'nin menfaatleri için lobi çalışması yapmış bir isim. Üstelik Gün, duruşmada "Ben casus değilim, kimseye de casusluk yaptı demedim" dedi.

Duruşmada Necati Özkan'ın sorularına Gün'ün cevapları şöyle: — Sana talimat verdim mi? "Hayır." — Sana veri verdim mi? "Hayır." — İBB ile ilgili bilgi verdim mi? "Hayır." — Seçim manipülasyonu talep ettim mi? "Hayır."

Üç sanığın Gün ile ilişkisi 

-İmamoğlu: Hayatında bir kez görmüş, İBB binasında nezaket ziyaretinde sırasında çekilmiş bir fotoğrafı var. Gün'ün sözüyle "bir dakika gördüm."

-Necati Özkan: 11 Haziran 2019'da tek bir görüşme. Hüseyin Gün, seçim sonrası İBB'ye hizmet satmak istemiş; anlaşılamamış; temas bitmiş. Görüşme, 23 Haziran seçiminden sadece 12 gün önce. Yani İmamoğlu'na seçim kazandırdığı iddia edilen "şebeke", seçimden 12 gün önce kurulup hiçbir iş üretmeden bitmiş.

-Yanardağ: Hüseyin Gün, mahkemede Yanardağ'ı yalnızca "manevi annem Seher Erçili Alaçam'ı tanıdım" demekle yetinmiş. aralarındaki iletişim üzerinden geçerek ileri birimler para transferinin bölüştürülüp, iddianamede dahi netleşmiş bir tablo oluşturulmuyor.

adın son cümlesi 

İddianamenin 159. sayfasında, bildirilirne şu cümle var:

" Tüm bilgi, belge ve açıklamalar Siyasal Casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme işleminin şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimini kazanmasına izin verilerek İstanbul'da olmak üzere, piyasada söz konusu olunmasının amaçlandığı ve bu amaçla yılda bir kez daha okunduğu anlaşılmıştır. " Bu cümleyi tekrar tekrar okumak gerekir.

İddianame, "casusluk suçunun amacı" olarak ne tanımlanıyor? Açıkça yazıyor: bir seçim kazancı ve ülke siyasetinde söz sahibi olmak.

Oysa TCK 328 yabancı bir devletin bilinmesine ve Türkiye'ye zararına yapılan bilgi toplamayı suç sayar. Anahtar kelime: yabancı.

Eğer "seçim kazancı ve siyasetinde söz sahibi olmak" bir casusluk amacıysa, bütün partilerin amacı budur. Bu, demokrasinin tanımıdır. İddianame bu cümleyle yalnızca üç sanığı suçlamıyor; Demokratik seçim yarışının kendisinin suç olduğunu söylüyor.

Gerçekten şaka gibi.

İddiaya göre İmamoğlu ekibi, seçimden 12 gün önce bu temasla 2019 İstanbul seçimini manipüle etti. Yani bir yıllık takvim seferber edilmiş tüm güç seçimi kazanamazken, karşı tarafta "bir işin ücretsiz sosyal medya analizi ve 17 belediye çalışanlarının e-postası" ile seçimde iddia ediliyor ve bunun için en ağır cezalardan olan casusluk suçu zorlanıyordu.

Bırakın delili, ortada suç işlendiğine dair bir karine dahi olmadan insanlar hakkında 15 harf 20 yıla kadar hapis isteniyor.

Sanıklardan biri ülkenin en güçlü cumhurbaşkanı adayları arasında, diğeri 65 yaşında 42 yaşında bir şirketi bu süreçte silmek zorunda kalmış bir iletişim kaydedilir. Diğeri ise televizyonuna bu dava nedeniyle kayayım atanmış 40 yıllık bir gazeteci.

Adalet bunun yerinde mi duruyor?

Bu sorunun teslimi sağduyu sahibi herkesin kendi vicdanında teslimi. Ben sadece belgeleri önünüze koydum. Merdan Yanardağ duruşmada bir benzetme yaptı: "Yumurtasız omlet yapılabileceğini söylüyorlar. Ben bu iddianameyi yazanları MasterChef'e davet ediyorum."

Hukukun şakası olmaz ama bu dosya belki de bundan daha iyi özetlenemezdi. Yumurta yok, omlet var diyorlar; sızıntı yok, casusluk var diyorlar; Suç yok, ceza var diyorlar.

Elbette bu ülkenin yargısı bir gün kendine dönecek, "bunu kim, ne için yazdı?" diye soracaktır. O gün geldiğinde bu iddianame, Türk yargıçlarının yığınlarından biri olarak gösterilecek."

T24/Sözcü

Bunlar da İlginizi Çekebilir

"Kim Milyoner Olmak İster?" yarışmasının son bölümünde unutulmaz anlar yaşandı. Kenan ışıktan haber var Demir İpek Yolu Londra'dan Pekin'e gidecek! En önemli kesimin ray kaynak törenine Bakan Karaismailoğlu katıldı TOKİ duyurdu! Ayda 4.732 TL taksit ödeyerek 2+1 ev alabilirsiniz!. (DE'TAY >>YORUMDA