CHP Lideri Özgür Özel, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yoğun katılımla düzenlenen halk buluşmasında, CHP’ye yönelik “ayaklanma” suçlamalarına sert sözlerle yanıt verdi. Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan’ın aynı söylemde buluşmasına tepki gösteren Özel, “‘CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor’ diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır” dedi. Özel, meydanlardaki tepkinin yalnızca CHP seçmeniyle sınırlı olmadığını savunarak, “Bu aziz millet sandığı bekliyor, sandığı bekliyor, sandığı bekliyor!” ifadelerini kullandı.
CHP Lideri Özgür Özel’in Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde düzenlediği halk buluşmasına yoğun katılım oldu. Mitinge dönüşen buluşmaya, Edirne’de 25 gündür eylemde olan Özşen Madencilik işçileri de katıldı. Özel, iktidara, kayyum tartışmalarına ve madencilerin eylemine ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
İktidara seslenen Özel, meydandaki kalabalığın nedeninin CHP değil, iktidarın politikaları olduğunu söyledi. Özel, “Ankara'da oturup milletin iradesine kafa tutanlara söylüyorum: Bu meydana iyi bakın! Bu heyecana iyi bakın! Bu öfkeye iyi bakın! Bu kalabalıkları toplayan ben değilim. Bu kalabalıkları toplayan sizin adaletsizliğinizdir! Bu kalabalıkları toplayan bu milletin vicdanıdır!” dedi.
Özel, “Siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete siz diz çöktüremezsiniz! Boyun eğdiremezsiniz!” sözleriyle tepkisini sürdürdü. CHP lideri, “Elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da; ne kadar kötü, ne kadar vicdansız, ne kadar acımasız olsanız da sizin gücünüz bize sökmez! Milleti yenemezsiniz! Milleti yenemezsiniz! Siz bizi yenemezsiniz!” diye konuştu.
Özel, Edirne’deki Özşen Madencilik işçilerinin eylemine de geniş yer ayırdı. İşçilerin hakları için direndiğini belirten Özel, “Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız patron telefonları kesti. Haberleşmeyi kesti. Elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor” dedi.
İlgili bakanlıklara çağrı yapan Özel, “Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibat kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım, sizden soracağım!” ifadelerini kullandı.
Özel, madencilere destek mesajında da “Sonuna kadar arkanızdayız, emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz!” dedi.
Konuşmasında çiftçilerin sorunlarına da değinen Özel, buğday fiyatı üzerinden iktidarı eleştirdi. “Bugün buğdaya yüzde 22 zam vermişler. Mazot yüzde 50 artmış. Gübre yüzde 115 artmış. Kırklareli'nde ekmek 17,5 lira, 1 kilo buğday 16 lira” diyen Özel, “Böyle bir alışverişle, 1 kilo buğdayın satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir! Bu düzeni yıkacağız” ifadelerini kullandı.
Özel, çiftçilere yönelik destek vaatlerini de anlattı. Özel, “Bu düzen değişecek! Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek! Ana para 3 ila 5 yıla bölünecek” dedi.
CHP lideri, “Zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek!” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
CHP’ye yönelik girişimlerin yalnızca partiye değil, seçme ve seçilme hakkına da saldırı olduğunu savunan Özel, “Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar” ifadelerini kullandı.
Özel, “Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek?” diye konuştu.
Özel, “Bizim suçumuz herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu, grev hakkının olduğu sendikayı Türkiye işçi sınıfına vaat etmektir” dedi.
CHP lideri, meselenin kayyum tartışmasından daha büyük olduğunu belirterek, “Ama esas mesele demin itiraz ettiğim 'Kayyum gidecek biz geleceğiz' değil, 'Tayyip gidecek biz geleceğiz' meselesidir. Erdoğan gidecek, bu milletin iktidarı gelecektir” dedi.
Özel, CHP’nin sokakları karıştırmak istediği yönündeki iddialara sert tepki gösterdi:
“‘CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor’ diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır”
Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan, geçtiğimiz gün 'Topyekun ayaklanma' sözü ile aynı söylem ve iddiada bir kez daha buluşmuştu.
Özel, toplumda farklı siyasi görüşlerden yurttaşların da yaşananlara tepki gösterdiğini savundu. Özel, “Bu yaşananlar sadece CHP'lileri değil, tüm siyasi görüşlerden insanları, AK Partili, MHP'li insanları da bir araya getirdi” diyen Özel, “Bu aziz millet sandığı bekliyor, sandığı bekliyor, sandığı bekliyor!” dedi.
CHP Lideri Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Yolda gelirken şöyle telefonlar geliyor: 'Lüleburgaz'da değişik bir kalabalık var. Lüleburgaz'da acayip bir kalabalık var!'
Biz bugün buraya, Lüleburgaz'a bir miting yapmaya gelmedik. Biz bugün Lüleburgaz'dan bir selam vermeye, bir selam durmaya, tarihin doğru tarafında duranları görmeye, onlarla yol yürümeye geldik!
Biz bugün buraya binaların, duvarların, tavanların arasına sıkışmaya değil; sizlerle birlikte meydanda, tarihin önünde buluşmaya geldik!
Biz bugün buraya öyle uzaktan bakmaya değil, biz bugün buraya göz göze gelmeye, omuz omuza vermeye geldik!
Biz bugün buraya yaşadığımız onca sıkıntıya, onca saldırıya rağmen; sinip, pısıp, oturup beklemek yerine ayağa kalkmaya, yola çıkmaya geldik!
İşte bu yüzden bugün Lüleburgaz'da tam da dedikleri gibi acayip bir kalabalık var! Değişik bir kalabalık var!
Soydaşlarıma, Balkan göçmeni akrabalarıma, canım kardeşlerime, yaşı benden büyük analarıma, babalarıma, dedelerime, akranlarıma, evlatlarıma, canım Trakya'ya selam olsun!
Ankara'da oturup milletin iradesine kafa tutanlara söylüyorum: Bu meydana iyi bakın! Bu heyecana iyi bakın! Bu öfkeye iyi bakın! Bu kalabalıkları toplayan ben değilim. Bu kalabalıkları toplayan sizin adaletsizliğinizdir! Bu kalabalıkları toplayan bu milletin vicdanıdır!
İktidarın imkanlarından yararlanıp da, o koltuklarda oturup da Türkiye'nin huzurunu kaçıranlar bilsin... Milletin belediyelerine çökenler bilsin... Milletin partisine, Cumhuriyetin partisine, Cumhuriyet Halk Partisi'ne çökmeye kalkanlar bilsin... Diplomalara, mazbatalara çökmeye kalkanlar bilsin... Siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete siz diz çöktüremezsiniz! Boyun eğdiremezsiniz!
Emin olun, emin olun... Elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da; ne kadar kötü, ne kadar vicdansız, ne kadar acımasız olsanız da sizin gücünüz bize sökmez! Milleti yenemezsiniz! Milleti yenemezsiniz! Siz bizi yenemezsiniz!
Değerli dostlar, değerli akrabalarım. Trakya'nın yeri benim gönlümde ayrı. Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün sevdalıları burada. Kırklareli hep Cumhuriyet'in ve adaletin tarafında oldu. Tekirdağ, Edirne hep bizimle birlikte, Cumhuriyet'ten, demokrasiden yana oldu. Yönü hep çağdaş uygarlık oldu. Atatürk'ün askerleri hep yan yana durdu, hep birlikte oldu!
Lüleburgaz'ı 7 dönemdir sosyal demokratlar yönetiyor. Bugün de bir evladınız, Murat Gerenli, belediyemizi iki kez üst üste kazandı, sizlere hizmetler yapıyor. Yaptığı işler önümde... Yaptığı altyapı hizmetleriyle, yeşile yaptıklarıyla, parklarıyla, yeşil alanlarıyla, Sevgi Mutfağı projeleriyle, yeni doğan bebeklere, ailelerine sahip çıkmasıyla, üniversite öğrencileriyle ilgili yaptığı desteklerle, can dostlarımızla ilgili yaptıklarıyla belediye başkanımız sizin bizim güvenimize layık oluyor. Biz de kendisini emeklerinden dolayı kutluyoruz, teşekkür ediyoruz.
Diğer yandan Kırklareli'nde son seçimlerde çok istememize rağmen istediğimiz sonucu alamadık. Kırklareli'nin sesini duyuyoruz, mesajını alıyoruz. Bundan sonraki süreçte Kırklareli'ni asla üzmeyeceğimize söz veriyoruz!
Değerli, değerli dostlar... Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz dedik ama bir akrabamız şu anda bizden ayrı. Hemen yanı başınızdaki Silivri'nin seçilmiş belediye başkanı, yüzde 54 oyla seçilmiş Bora Balcıoğlu'nu; iftiralarla, haksızca, partisine, ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için, tarihin doğru tarafında durduğu için kendisini gözaltına aldılar. Şu anda gözaltında, Vatan Emniyet'te. Buradan Bora Balcıoğlu'na, ailesine ve Silivri'ye bin selam olsun!
Bugün burada, 19 Mart darbesinden beri... Yani Tayyip Erdoğan'ın kendinden sonraki Cumhurbaşkanına, AK Parti'nin kendinden sonraki iktidar partisine darbe girişiminden beri 117. kez bir otobüsün üstündeyiz. Sizlerle birlikteyiz. Ve genel başkan olduğum günden itibaren bugüne kadar tam 263. kez bir meydandayız! Göz gözeyiz, omuz omuzayız, ayaktayız, mücadeledeyiz, iktidara doğru gidiyoruz!"
Bugün buraya gelirken yolun başına varınca maden işçileri, Edirne'den Özşen Madencilik'e ait Uzunköprü'deki maden işçileri temsilcileri burada. Sizleri selamlıyor, bizler de onları selamlıyoruz!
Bağımsız Maden-İş, Manisa Soma'da haksızlıklara karşı susmayan, teslim olmayan, mücadele eden madencilerin kurduğu benim kardeşlerim, evlatlarımız. Daha sonra geçtiğimiz ay izleyip sizlerin desteğiyle Ankara'da haklarını söke söke alan Bağımsız Maden-İş, şimdi de Edirne'deki Özşen Madencilik'teki haksızlığa direniyor. Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız patron telefonları kesti. Haberleşmeyi kesti. Elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor.
Buradan ilgili bakanları uyarıyorum. Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibat kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım, sizden soracağım!
Buradan, buradan Özşen madencilik işçilerine, Türkiye'deki tüm emekten yana meslek örgütlerinin, sendikaların, muhalefet partilerinin ve vicdanlı herkesin desteklerini iletiyoruz. Sonuna kadar arkanızdayız, emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz!
Bir diğer yandan tabii Kırklareli olunca, Trakya olunca, mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak; aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım, onlara sahip çıkmak lazım!
Bugün ben, bir bahçıvan torunu olarak 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, bir evladınız olarak; bugün buğdaya %22 zam vermişler. Mazot %50 artmış. Gübre %115 artmış. Kırklareli'nde ekmek 17,5 lira, 1 kilo buğday 16 lira. Böyle bir alışverişle, 1 kilo buğdayın satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir! Bu düzeni yıkacağız
Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye, AK Parti'nin kanundaki desteklemenin 5'te 1'ini verdiğini, yani %1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye'de Trakya kadar bir alanın, çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz
Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek! Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek! Ana para 3 ila 5 yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek!
Şunu söyleyelim: En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye 'Ananı da al git' diyen bir Cumhurbaşkanı gidecek, birincisi gibi çiftçiyi 'Milletin efendisi' gören bir Cumhurbaşkanı gelecek! Bu AK Parti'nin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız?
İşte AK Parti'nin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak!
Hiç şüphe yok, hiç şüphe yok bu kara düzenin tek mağduru sadece çiftçiler değil... Tam da dedikleri gibi, Lüleburgaz'da farklı bir kalabalık, değişik bir kalabalık, muhteşem bir kalabalık ve enteresan bir heyecan var bugün!
Bugün Lüleburgaz'da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz, arkamızda duruşunuz bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye'ye kazandıracak! Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız!
Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil; her zaman meydanları dolduran, 20.000 lira maaşa mahkum edilen emekliler; 28.000 lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler; sayısı 10 milyonu aşan işsizler; siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için, yarına umutla bakabilmek için buradalar.
Bizim başlangıcımız, bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel ihtiras, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil; bizim yürüyüşümüz varsa yoksa 103. yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi'nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir!
Tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekün millete saldırıyorlar. Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek? Sömürülen çiftçiyi, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları, arıcıları, balıkçıları biz, halkın partisi savunmazsa kim savunacak?
O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini, umudu kalmayanların mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız tarihin. Bunu yaptılar. Atatürk'ün partisini darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar ve.
(HAİN KEMAL SLOGANLARI ÜZERİNE) Elbette öfkelisiniz, elbette kırgın ve kızgınızsınız. Ama mesele Özgür Özel'in meselesi ya da CHP'nin meselesi değildir. Bizim iç meselemiz değildir. 'Bir kavga var, CHP'de kavga var' diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz: Mesele CHP'nin, Özgür Özel'in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı ve bu milletin emeklisinin, emekçisinin, işçisinin, çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesele Erdoğan'la millet arasındadır. Onun için bugün Cumhuriyet Halk Partisi... Cumhuriyet Halk Partisi... Arkadaşlar, itirazım var. Slogan atıyor, diyor ki: 'Kayyumlar gidecek biz kalacağız'. Bir kere zaten, zaten biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi burada!
Her zor durumda canını dişine takıp bizi yaşatmaya çalışan bütün sağlık emekçilerine bir kocaman alkış. Oradan geliyordu. Baktı sağlıkçı çanta çok ağır, çantayı sırtından kaptı, koşarak gitti önden. Aslanım Türk polisine bir kocaman alkış. Erinden erbaşından, uzman çavuşundan astsubayına, subayına, komutanına Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir yürekten alkış. Türkiye'nin gelecekteki en önemli görevlerinde olacaklara bugün gözü gibi bakan infaz koruma memurlarına bir alkış. Emekli öğretmen çocuğuyum. Öğretmenlere bir alkış. Devletin tüm görevlerini yapan memuruna, işçisine, bu ülke için emek veren, mücadele eden, alın teri döken canım milletime bir yürekten alkış.
Parti oyu %25'ten 5 ayda 38'e çıkaranlar bugün saldırı altındadır. Bizim suçumuz seçim kazanmak, kazanacak adaylar bulmak, bundan sonrası için de bunda kararlı olmaktır. Bizim suçumuz müesses nizama karşı çıkmak. Bizim suçumuz 'Zengin daha zengin olacak, fakir yerinde oturacak, emekli, emekçi, orta direk bulduğuyla yetinecek, açlığa direnecek' anlayışına karşılık 'Yok öyle yağma! Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak' dememizdir.
Bizim suçumuz herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu, grev hakkının olduğu sendikayı Türkiye işçi sınıfına vaat etmektir. Şunu bilelim, CHP'de kavga yoktur. Öyle esas mesele kayyım gidecek, seçilmişler gelecek. Elbette öyle olacak. Seçilmişler hiçbir yere gitmedi, gitmeyecek.
Ama esas mesele demin itiraz ettiğim 'Kayyum gidecek biz geleceğiz' değil, 'Tayyip gidecek biz geleceğiz' meselesidir. Erdoğan gidecek, bu milletin iktidarı gelecektir. Yoksa partideki bir tartışma, partideki bir kapışma değil; esas mesele çeyrek yüzyıldır süren sömürü düzeninin bitmesi, Erdoğan iktidarının gitmesi, halkın iktidar olma meselesidir.
Bu ülkede bir kavga varsa milletle AK Parti'nin kara düzeni arasındadır. O yüzden bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyecegim, tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz, biz meydanlardan meşruiyet alanlarız, meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz.
Çünkü kara düzende hesap karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. Kara düzen, AK Parti'nin kara düzeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti'nin kara düzeni Trump'ın hesaplarıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri deyip Türkiye'ye aynı Ortadoğu'daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika'nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır.
İşte, işte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız, Özgür Özel, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkuyor muyum? Korkmuyorum. Neden korkmuyorum? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum. Biz partimize kayyum atanıp polis gelip bizi söke söke o partiden atmaya çalıştığı gün bir binayı gerimizde bırakıp arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp eskimiş, köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp yağmurun ve dolunun altında çıktığımız yolda hedefimizin, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz babaevimizden ayrıyız fiziken.
Ancak babaevi Atatürk'ün evidir ve evlatları neredeyse ev orasıdır. Babaevi Lüleburgaz meydanıdır! Erdoğan bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakini görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde 'Biz bu işin içinde değiliz, hiçbir yerinde yokuz, bu iş CHP'liler arasındadır' demektedir.
Ben Erdoğan'a buradan sesleniyorum: Diyorsun ya 'Ben bu işin neresindeyim?' sen bu işin tam göbeğindesin, tam göbeğindesin. Ama ona da şu müjdeyi vereyim, siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz: Erdoğan ve onun gibi düşünenler, onlar yolun sonunda, biz daha yolun başındayız. Attıkları çamurlar hiçbirisi Allah'a bin şükür bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz.
Bize, bu partinin evlatlarına hırsız dediler, yolsuz dediler, terörist dediler, casus dediler, FETÖ'cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yapışmaz. Ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar, o kir bu bedene tutmaz. Hadi oradan! Kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın. Hadi oradan! Şimdi bu söyledikleri tutmayınca hep bir ağızdan çıkmışlar, efendim
'CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor' diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır.
63 tane miting yaptık biz bugün. 263'üncüsü burada ben Genel Başkan olduğumdan beri. Özelliği nedir biliyor musunuz bu mitinglerin? Bir kişinin güneşten bayılanı olur, soğuktan titreyeni olur ama bir kişinin bir kişiye kem gözle baktığı yoktur. Bir kişinin burnu kanamamıştır, bir kişinin cüzdanı çalınmamıştır, bir kişi yanındakini rahatsız etmemiştir. Türkiye'nin umudu bu meydanlardaki güzel insanların güzel iradesidir. O yüzden kimsenin kırıp dökmediği, kimsenin kimsenin gönlünü kırmadığı, yanındakine kötü bakmadığı, kimsenin ayrılırken mutsuz ayrılmadığı bu meydanlar Türkiye'nin yarınlarının umutlarının temelinin atıldığı meydanlardır. Bu meydanlarda, bu meydanlarda bir yeni bir kurucu irade vardır. AK Parti'nin tahrip ettiğine ne varsa ya da bizi hayal kırıklığına uğratanların kaybettirdiğine ne varsa bu meydanlar onu aramakta, onu bulmakta, onu kurmaktadır. Yeniden, yeniden güçlü bir Cumhuriyet'i; yeniden güçlü bir sosyal devleti; yeniden demokrasiyi; yeniden yasaksız Türkiye'yi ve nihayet vizesiz dolaşacak Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu kazandıracak bu meydanın iradesidir. Siz eskiyi terk eden, yeniyi kuran, kuruluşa yüreğini, bedenini koyan ve bu Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kez daha ayağa kaldırmaya and içmiş on milyonlarsınız. Hepinizle gurur duyuyorum, hepinizle!
Sahaya gidip gelen, memleketine gidip gelen, ilçeye, köye gidip gelen her milletvekili, her siyaset arkadaşım ve konuştuğum her biriniz diyorsunuz ki 'Bu yaşananlar sadece CHP'lileri değil, tüm siyasi görüşlerden insanları, AK Partili, MHP'li insanları da bir araya getirdi, herkes yapılanlara karşı bizim arkamızda, senin arkanda' diyorlar. Doğru mu? Doğru mu? İşte bu kapsayıcılık, bu milletin feraseti, haksızlığa karşı doğru yerde durması bu ülkenin en büyük ikinci umududur. Birinci umut, meydanlara beden koyan, irade koyan, emek koyan sizlerin varlığı. İkinci umut, bu milletin sessiz çoğunluğunun feraseti ve sandık sabrıdır. Kimi buna dip dalga diyor, kimi sosyolojik okumalar yapıyor ama bildiğim bir şey var ki bu aziz millet sandığı bekliyor, sandığı bekliyor, sandığı bekliyor! Bu aziz millet bizi bekliyor, kendisinin iktidarını bekliyor, kendi sözünü söylemeyi, kendi sesini duyurmayı bekliyor. Doğru mu? O zaman artık kurucular, yeni iktidarın kurucuları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kurucuları; aynı Kurtuluş Savaşı gibi herkesle kol kola girmeye, kimseyi ayırmamaya, herkesi cepheye çağırmaya, herkesi ikna etmeye, bir büyük mücadeleye, bir büyük kurtuluşa, yepyeni bir başlangıca var mısınız? Var mısınız? İşte, işte benim güvendiğim tek şey sizlersiniz.
Onların ellerinde devletleri, TOMA'ları, gazları, copları, savcıları, hakimleri vardır ama hiç unutmasınlar ki meydana kim hakimse eninde sonunda o kazanacaktır! Ve biz bu ülkenin bir avuç yargı çetesine, aktoroslar çetesine, AKP yargı kollarına indirmiyoruz koskoca Türkiye yargısını, Türk yargısını. Şunu biliyoruz ki %98'lik bir çoğunluk yapılanlardan utanarak, tasvip etmeyerek ve bu yapılanların felaket ürettiğini bilerek ibretle, korkarak ve sabırla takip ediyor. Ben buradan açıkça söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti bir avuç zümrenin zapt edebileceği bir devlet değildir.
Bu ülkenin kurucu partisinin seçilmiş Genel Başkanı olarak söylüyorum: Millet bizimledir, devlet bizim devletimizdir. Siz sonuçta ne askersiniz, ne kul, ne tebaa, ne üye. Siz, benim bu vakitten sonra, Lüleburgaz'dan tüm Türkiye'ye söylüyorum, bu sahip çıkışta bulunan herkes, siz benim ailemsiniz. Aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa ona sığınırız, yüzümüzü ona döneriz. Aile herkestir. Ve şunu söyleyeyim ki bu vakitten sonra hem şikayeti olan hem de yapılana, yapılanı doğru bulmayan Türkiye'nin tüm demokratları da bizim ailemizdir. Tüm demokratları kucaklıyorum, tüm demokratları. Aslan sosyal demokratların içindeyim, oradan çıktık yürüyoruz. Muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, liberal demokratların, sosyalist demokratların... Ama yeter ki bu iktidarı hep beraber değiştirip halkın iktidarını kuralım, tüm demokratları ailemiz görüyoruz, ailemiz biliyoruz. Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz. İnsan dostunu en iyi yolda tanır, yolculukta tanır. Millet de bu yolda bizi de, sizi de çok daha yakından tanıyacak. Tanış olacağız, dost olacağız, kardeş olacağız. Bu hikaye ne Özgür Özel'in ne sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti'ndeki herkesin hikayesidir, milletin hikayesidir. Ve bana inanın ki hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü yarım bırakmayacağız, bu partiyi eninde sonunda iktidara taşıyacağız. Şimdi gördüm o güzelim, ay yıldızlı al bayraklar sallanıyor ve ben yıllarca Lüleburgaz'da da seçim kampanyasında söylemiştim: Biz hep birlikte Lüleburgaz İttifakı'yız, Türkiye İttifakı'yız demiştim. Türkiye İttifakı renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. İçinde milli takım kazanınca ayağa kalkan, bu bayrak dalgalanırken gırtlağı düğümlenen herkes Türkiye İttifakı'ndadır demiştim. Yarın Türkiye'nin ayrı gayrı olmayacağı, hep beraber olacağı milli takımımızın maçı yarın akşam saat 10'da. Buradan millilerimize bir kuvvetli destek alkışı yolluyoruz. Avusturya'ye karşı başarılar diliyoruz ve hep birlikte buradan oraya, uzaklara sesleniyoruz.
Milli takım hepimizindir. Ne bir partinin, ne bir siyasetçinin, tüm milletin takımıdır. Yolları açık olsun, onlara inanıyoruz, onları destekliyoruz. Değerli Lüleburgazlılar, 263. kez otobüsteyiz ama o kötü karardan sonra millete sığınıp millete yaslanıp hep birlikte sarılıp bu meydanda ilk buluşmamız. Bugünü gün geldiğinde ben de unutmayacağım, tarih de unutmayacak. Bugün buraya her biriniz ayrı ayrı hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Ayağınıza, emeğinize, yüreğinize sağlık, iyi ki varsınız! Parolamız yürüyüş, pusulamız millet, rotamız iktidardır! Birlikte bir yola çıktık, iktidara varacağız. Hazır mısınız? Benimle yürümeye hazır mısınız? Ekrem Başkan'la yürümeye hazır mısınız? Mansur Başkan'la yürümeye hazır mısınız? İktidara yürümeye hazır mısınız? Haydi o zaman, yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim arkadaşlar!"
Hangi Burçlar Anlaşamaz?
Neler yaşanmış meğer ya, özellikle Adnan Menderes'in olayı çok fena
Yılmaz Özdil, Mafyanın Rüşvet Listesini Açıkladı...
Koyun kafasıyla büyü yaptı, Dergâh görüntüsüyle 13 milyon dolandırdı!
Olaydan sonra Güllü'nün evine giden polislerin ciddiyetsizliği konuşmalarına yansıdı
Lübnan, 1,5 milyon Suriyeli sığınmacı için 30 milyar dolar tazminat istedi!
Anketten Erdoğan'a kötü haber! Başarısız bulanların oranı arttı!
Koç Holding mahkeme kararını tanımadı: Sivas’ta köyün ortasına altın madeni için sondaj vuruldu
Seçil Erzan'ın fon vurgununda Nur Erkasap'ın ifadesi ortaya çıktı
Meclis, 78 araca aylık 1.2 milyon lira kira ödüyor!