Milyarder iş adamı Orhan Bey, oğlu Kerem’in bitmek bilmeyen şımarıklıklarından ve lüks takıntısından artık usanmıştı. “Seni her düştüğünde ayağa kaldırmaktan yoruldum,” dedi buz gibi bir sesle. Kerem ise elindeki pahalı telefona bakarak babasını ciddiye almadı. Ancak bu kez babası kararlıydı: Kerem ya mirastan tamamen mahrum kalacak ya da ücra bir köyde yaşayan, hayatında lüks nedir bilmeyen sıradan bir sütçü kızla evlenip orada yaşayacaktı. Kerem, bunun sadece geçici bir blöf olduğunu düşünerek istemeyerek de olsa teklifi kabul etti.
Bir hafta içinde Kerem’in tüm banka kartları bloke edildi, spor arabasına el konuldu ve pahalı kıyafetleri elinden alındı. Cebinde tek kuruş olmadan, hayatı boyunca küçümsediği o köye gönderildi. Orada sadeliği ve çalışkanlığıyla bilinen Bahar ile tanıştırıldı. Babası Orhan Bey, oğlunun bu sefalete dayanamayacağını, birkaç gün içinde diz çöküp af dileyeceğini ve paranın değerini böylece anlayacağını umuyordu. Ancak planladığı “ceza” hiç ummadığı bir yöne evrildi devamı sonrki syfda..