Eğer bir gün seni bulursa, ona mektubu ver. Murat’a değil, Elif’e.’
Altında bir adres vardı. Tanıdık geliyordu. Murat’ın ölümünden sonra hiç gitmediğim bir yer: şehir dışında küçük bir kasaba
Elim titredi “Bu adms neresi? dedim.
“Bilmiyorum” dedi Zeynep Annem oraya sakın gitme dedi. Ama ben artık dayanamadım. Çunku… çünkü ben küçükken bir adam vardı. Bana saçımı tarardı. Bana kuzum’ derdi. Annem o zamanılar gülümserdi. Sonra bir gün her şey değişti. Adam gitti. Annem gece gundüz ağladı. Bana sakın kimseye anlatma dedi.”
Dilim kurudu. Zihnimde bir sahne canlandı Murat, evde saçlarımı okşarken “kuzum” derdi. Bunu başka kimseye yakıştımazdım. Biri bize benzer bir hikaye mi
uydurmuştu? Yoksa Murat’ın hayatında benim bilmediğim bir sayfa me varch?
Zeynep’e baktım. O urada dikkatimi çeken bir detay oldu: boynunda ince bir zincir, ucunda kuçük bir nazar boncuğu vardı. Murat in annesinin bana hediye ettig nazar boncuğunun aynısıydı. Aynısı. Kalbim, göğsümde bir yumruk gibi sıkıştı.
“Bu kolyeyi kim verdi?” diye sordum.
Zeynep’in gözleri doldu. “Annem. Bu seni korur’ dedi
Bir an durdum. Sonra mutfağın çekmecesini açtım. İçinden küçük bir kutu çıkardım. Murat’in annesinden bana kalan eski eşyalar vardı. Kutuyu açtım ve nazar
boncuğunu buldum. Zinciriyle birlikte… ama zincir kırılmıştı. Boncuk tam olarak Zeynep’inkinin eşiydi. Aynı çizikler, aynı küçük çatlak
“Bu… nasil mumkun?” diye fısıldadım.
Zeynep’in yüzünde, sanki bir yük hafiflemiş gibi bir ifade belirdi. “Demek siz siz o’sunuz.” dedi
Den kimim? diye sordum.
“Annemin korktuğu kişi
Sözleri içime ok gibi saplandı. “Annen benden neden korksun?”
Zeynep o an ilk kez gözlerimin içine tam anlamıyla baktı, “Çunkü annem, sizi sevdiğini duşunuyor. Ama… aynı adamı
Odanın içi bir anda daha soğuk oldu. Sanki dışandaki rüzgar duvarlan delip içeri girmişti. Bir süre konuşamadım. Murat beni aldatmış olabilir miydi? Üstelik bir
çocuk Hayır, Murat böyle biri degildi. Ben onu bilirdim. Ya da bildiğimi saruyordum.
Kağıttako adresi tekrar okudum. İçimde deli gibi bir merak ve korku birbirine kanştı. O kasabaya gitmezsem, bu kızın hikayesi beni her gün kemirecekti. Gidersem
gerçeğin ağırlığı altında ezilebilir miyim?
Bir karar verdim. “Zeynep,” dedim, “bu gece burada kalacaksın. Yarın sabah o adrese gideceğiz
Kızın gözlerinden yaşlar suzüldu. “Beni bırakmayacak mısınız?” dedi.
“Hayır,” dedim kararlilikla “Seni bırakmayacağım.”
O gece uyuyamadım. Murat’ın fotoğrah masanı üzerinde duruyordu. Onun gülümsemesi… artık bana sıcak gelmiyordu. Sanki yıllardır bieni kandıran bir yabancıya
bakıyordum. Zeynep odatda uykuya dalmıştı. Üzerini örttum. Bir an, onun yüz hatlarına baktım. Bumu Murat in bumuydu. Çene çizgisi. Murat’ınkiydi. Bu bir tesaduf olamazdı.
Sabah gün ağanırken yola çıktık. Kasabaya vardığımızda hava sisliydi. Adres, eski bir evin önune çıktı. Kapısı paslıydı, pencereleri toz içindeydi. Kalbim boğazımda
atıyordu. Kapıyı çaldım. Uzun süre kimse açmadı
Tam geri dönecekken kapı aralandı. Karşımda, yorgun yüzlü bir kadın belirdi. Gözleri Zeynep’i görünce büyudü.