Banu ayak sesimi duyduğunda kaskatı kesildi. Yavaşça başını çevirip beni gördüğü an, yüzündeki kan tamamen çekildi, rengi kâğıt gibi bembeyaz oldu. Gözlerindeki o devasa korkuyu ve utancı gördüğümde mideme koca bir taş oturduğunu hissettim.
"Selma... Ben... Lütfen açıklamama izin ver," diye kekeledi, mermer taştan destek alarak ayağa kalkmaya çalışırken.
"Neyi açıklayacaksın?" diye bağırdım. Sesim mezarlığın soğuk sessizliğini yırtarak yankılandı. "Kocamla yaşadığın o gizli aşkı mı? Benimle aynı sofraya oturup, gözümün içine baka baka kocamın yatağına nasıl girdiğini mi? Yoksa cenazede kollarıma girip benim için değil, aslında gizli sevgilin için nasıl ağladığını mı?"
Banu elleriyle yüzünü kapatıp olduğu yere çöktü ve acı acı hıçkırmaya başladı. "Beni affet... Ona çok âşıktım, engel olamadım. Biz birbirimizi sevdik Selma..."
"Bana aşktan bahsetme!" diye kükredim. "Yıllarca benimle kardeş gibiydin. Hastalandığımda baş ucumda bekledin, sevincimde benimle güldün. Kocamın ihaneti karanlık bir sırdı belki; ama senin ihanetin, tüm geçmişimin, tüm anılarımın, kardeşlik ve dostluk inancımın acımasızca katledilmesidir."
Dizlerimin bağı çözülecek gibiydi ama dimdik ayakta kaldım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken içimde kopan fırtına dinmek bilmiyordu ama o an tuhaf bir şekilde kendimi çok hafiflemiş hissettim.
"İkinizi de birbirinize bağışlıyorum Banu," dedim fısıltıyla ama her kelimesi bir tokat kadar sertti. "Sen en yakın arkadaşını sırtından vuran zavallı bir kadınsın. O mermerin altında yatan adam ise karısını aldatan korkak bir yalancı. Siz birbirinizi çoktan hak etmişsiniz. Şimdi burada, kendi yarattığınız o ihanet cehenneminde baş başa kalın."
Ona bir daha dönüp bakmadım. Kocamın mezarına da bir daha adım atmadım. O ihanet çukurunda ikisini yalnız bıraktım. İlk başlarda o ağır travmanın acısından nefes alamayacak gibi hissetsem de, zamanla ayağa kalktım. Çünkü anladım ki; asıl kaybeden, yirmi yıllık sadakati ve tertemiz bir sevgiyi çöpe atan o iki sahte insandı. Ben ise yıllarca içinde yaşadığım o karanlık illüzyondan uyanmış, o mezarlıktan kendi değerini bilen, tertemiz ve yeniden doğmuş bir kadın olarak çıkmıştım.