Kocam Cem'in son dileği organlarını bağışlamaktı

Anahtar beni hastanenin eski arşiv bölümündeki küçük bir dolaba götürdü. İçinden birkaç fotoğraf, bir ses kayıt cihazı ve kalın bir dosya çıktı.

Dosyanın kapağında benim adım yazıyordu.

İlk sayfayı açtığımda hastalığımla ilgili bilgiler vardı. Fakat bunlar doktorların bana daha önce söylediklerinden farklı değildi.

Sonraki sayfada Cem’in el yazısıyla yazılmış notlar bulunuyordu.



“Ayla gerçeği öğrenirse kendini suçlayacak. O yüzden doğru zamanı beklemeliyim.”



Bir sonraki sayfayı çevirdiğimde ise yıllar öncesine ait bir tarih gördüm.



Cem, evliliğimizin ilk yıllarında benim fark etmediğim bir olaydan bahsediyordu.



O dönem maddi sıkıntılarımız vardı. Ben hastalığımın ilk belirtilerini yaşamaya başlamıştım ama bunun geçici olduğunu düşünüyordum. Cem ise o günlerde bazı test sonuçlarından şüphelenmiş ve benim haberim olmadan doktorlara danışmıştı.

Fakat asıl büyük sırrı son sayfalarda buldum.

Cem, kendi sağlık durumunun düşündüğümden çok daha kötü olduğunu öğrenmişti. Buna rağmen benim tedavimin yarım kalmaması için kendi imkanlarını kullanmış, hatta bazı borçlara girmişti.

Organ bağışı kararının gerçek nedeni de burada yazıyordu.



Cem, kendi hayatının kurtarılamayacağını öğrendiğinde bile benim tedavimin devam etmesini istiyordu. Organlarının bağışlanması sayesinde oluşacak süreçten elde edilecek hiçbir maddi kazanç söz konusu değildi; onun amacı tamamen başkasına yaşam şansı bırakmaktı.



Ama dosyanın içinde beni asıl sarsan başka bir şey vardı.

Bir fotoğraf.

Fotoğrafta Cem hastane koridorunda bir adamla konuşuyordu.

Adamın yüzünü görünce nefesim kesildi.

Onu tanıyordum.

Yıllar önce hayatımızdan çıkan, bir daha asla karşılaşacağımızı düşünmediğim ağabeyim Murat’tı.

Murat’la yıllardır konuşmuyorduk. Ailemizden uzaklaşmış, başka bir şehre taşınmıştı. Onun öldüğünü bile sanıyordum.

Hemen Dr. Levent’i aradım.

“Bu fotoğraftaki kişi kim?”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonunda doktor,

“Cem’in organ bağışıyla ilgili size anlatabileceğim tek şey şu: Eşiniz, ölümünden önce sizin geçmişinizle bağlantılı birinin yaşaması için elinden gelen her şeyi yaptı,” dedi.

O gece eve döndüğümde Murat’ın yıllar önce bıraktığı eski bir telefon numarasını buldum. Aradım.

Telefonu açan kişi birkaç saniye sustu.

Sonra titrek bir ses duydum.

“Ayla?”

Dizlerimin bağı çözüldü.

“Murat… sen yaşıyor musun?”

Karşı tarafta ağlama sesi geldi.

“Cem bana senin hasta olduğunu söyledi.”

“Sen neden hastanedeydin?”

Murat uzun süre cevap vermedi.

Sonunda,
Reklamlar