Evlendiğimde, kocamın bir gün kapıdan başka bir kadınla gireceğini ve bana, “Artık evimizde üç kişi yaşayacağız,” diyeceğini asla düşünmezdim.
Adım Nermin. Otuz sekiz yaşındaydım ve Ahmet’le on beş yıllık evliydim. Çocuğumuz olmamıştı. Bu durum yıllarca içimde sessiz bir yara gibi durdu. Doktora gitmediğimiz yer kalmamış, türlü tedaviler denemiştik. Sonunda çocuk sahibi olamayacağımızı kabullenmiştim.
Ama Ahmet kabullenmemişti.
Bir akşam sofrada, yüzüme bile bakmadan, “Ben baba olmak istiyorum,” dedi.
“Ben de anne olmak istedim Ahmet. Elimden geleni yaptım.”Başını kaldırdı.
“Ben başka bir kadınla evlenmeyi düşünüyorum.”
O an elimdeki kaşık yere düştü.
Günler sonra o kadın eve geldi.
Adı Şule’ydi. Benden birkaç yaş küçüktü. İlk karşılaşmamızda gözlerini yere indiriyor, belli ki bu durumdan kendisi de rahatsızlık duyuyordu.
Ahmet, “Şule artık bizimle yaşayacak,” dedi.
İçim parçalanmıştı ama Şule’ye öfke duymuyordum. Çünkü onun da bu evliliğe benim kadar gönülsüz sürüklendiğini hissediyordum.
Zamanla aramızda tuhaf bir bağ oluştu.
Şule mutfakta bana yardım ediyor, birlikte çay içiyor, bazen saatlerce konuşuyorduk. Ahmet’in aksine beni dinliyordu. Ben de ona bu evde nasıl davranması gerektiğini, hangi konularda dikkatli olması gerektiğini anlatıyordum.