Kızım Koreli bir adamla evlendikten

Babası sustu.

Ji-ho devam etti.

“İlk başta planım basitti. Nehir’le evlenecek, onun çevresinden destek bulacak ve ailemi kurtaracaktım. Ama sonra onun nasıl biri olduğunu gördüm. Annemi hastanede yalnız bırakmadı. Babamın borçlarını öğrendiğinde beni suçlamadı. Hatta kendi birikimini kullanarak annemin ameliyat masraflarının bir kısmını ödedi.”Peki neden hâlâ saklıyorsun?”

Ji-ho’nun cevabı uzun bir sessizliğin ardından geldi.

“Çünkü onun bana yardım etmesinin sebebini öğrenmesini istemiyorum.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Benimle evlendiğinde onu sevdiğime inanıyordu. Oysa ilk aylarda gerçekten onu bir çıkış yolu olarak görüyordum. Eğer bunu öğrenirse, sonradan ona duyduğum gerçek sevgimin bile sahte olduğunu düşünecek.”

Sung-ho derin bir nefes verdi.

“Bunu öğrenmek onun hakkı.”

Ji-ho’nun sesi çatladı.

“Biliyorum.”

Tam o sırada ayak sesleri duydum ve hızla dışarı çıktım.

Birkaç dakika sonra Nehir’in arabası sokağın başında göründü.

Beni terliklerle kapının önünde görünce şaşkınlıkla yanıma koştu.

“Anne? Neden buradasın? Ne oldu?”

Ona baktım ama konuşamadım.

Yüzüne baktığımda yıllar önce küçük bir çocukken bana sarılıp “Anne, sen bana hiç yalan söylemezsin, değil mi?” diye sorduğu günü hatırladım.

Şimdi vereceğim cevap, onun hayatını değiştirebilirdi.

“Nehir,” dedim sonunda, “seninle çok önemli bir şey konuşmam gerekiyor.”

Beni eve aldı.

Ji-ho bizi görünce yüzü bembeyaz oldu. Beni gördüğü anda her şeyi anladığını fark ettim.

“Ne kadarını duydunuz?” diye sordu.

“Yeterince,” dedim.

Nehir ikimize şaşkınlıkla baktı.

“Ne oluyor?”

Ji-ho gözlerini yere indirdi.

Sonra ilk kez, kızımın gözlerinin içine bakarak her şeyi anlattı.

Evliliğinin ilk dönemlerinde ailesinin borç içinde olduğunu…

Nehir’in çevresinden gelebilecek maddi desteği düşündüğünü…

Başlangıçta evlilik kararının içinde çıkar olduğunu…

Ama zamanla ona gerçekten âşık olduğunu…Nehir hiçbir şey söylemeden dinledi.

Ji-ho son sözünü bitirdiğinde odada uzun bir sessizlik oldu.

Sonra Nehir ayağa kalktı.

“Bana neden hiç söylemedin?”

Ji-ho’nun gözleri doldu.

“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”

Nehir başını salladı.

“Beni kaybetmekten değil, gerçeği öğrendiğimde seni seçip seçmeyeceğimden korktun.”

Ji-ho cevap veremedi.

Nehir yanımıza gelip elimi tuttu.Anne, sen bunu ne zaman öğrendin?”

“Bu gece.”

Gözlerimin içine baktı.Peki bana neden hemen söylemedin?”

“Çünkü senin adına karar vermek istemedim. Gerçeği öğrenme hakkının sana ait olduğunu düşündüm.”

Nehir uzun süre düşündü.

Sonra Ji-ho’ya döndü.

“Şu anda senden nefret etmiyorum. Ama sana eskisi gibi güvenememJi-ho’nun gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Biliyorum.”

Nehir o gece Ji-ho’dan birkaç gün ayrı kalacağını söyledi. Ben de yanında kalmaya karar verdim.

Ertesi sabah mutfakta kahvaltı hazırlarken Nehir yanıma geldi.

“Anne,” dedi, “sence insanlar ilk başta yanlış bir sebeple başlayıp sonra gerçekten sevebilir mi?”Elimdeki bıçağı bıraktım.

“Sevebilir,” dedim. “Ama gerçek sevgi, başladığın hatayı sonsuza kadar gizlemek değildir. Gerçek sevgi, karşındaki insanın gerçeği bilmesine rağmen seçim yapmasına izin vermektir.”

Nehir gözlerini sildi.

Aradan haftalar geçti.

Ji-ho ailesiyle birlikte bütün borçlarını ve geçmişteki yalanlarını açıkça ortaya koydu. Nehir ise acele etmeden kendi kararını verdi.
Reklamlar