Huzurevindeki 89 Yaşındaki Bir Adam

İçinde satranç taşlarından oyulmuş küçücük bir kalp vardı.
Yanında da kısa bir mektup duruyordu.
“Sevgili kızım,
Hayat bazen insanın elinden sevdiği kişileri alır ama sevgiyi alma gücü yoktur. Ben sana eş olmayı değil, yeniden yaşamayı teklif ettim. Eğer bu satırları okuyorsan, demek ki sözümü tutmuşsun.
Bir gün yine âşık olursan korkma.
Bir gün yeniden kahkaha atarsan utanma.
Çünkü kaybettiklerimize ihanet etmiş olmayız; onların bize bıraktığı sevgiyi yaşatmış oluruz.
Beni satranç masasındaki yaşlı bir adam olarak değil, sana yeniden umut vermeye çalışan bir dost olarak hatırla.
— Hüseyin Amca.”
Mektubu bitirdiğimde gözyaşlarımı tutamadım.
O gün huzurevine giderken sadece gönüllü olduğumu sanıyordum.
Oysa oradan ayrılırken, bana hayatın en büyük dersini veren gerçek bir dost kazanmıştım.
Hüseyin Amca bana ikinci bir eş değil, ikinci bir başlangıç armağan etmişti. O günden sonra her çarşamba huzurevine gitmeyi hiç bırakmadım. Yeni gelen yaşlılarla satranç oynarken, umudunu kaybetmiş birini gördüğümde hep aynı cümleyi hatırlıyordum:
“Hayata yeniden ‘evet’ demek için hiçbir zaman geç değildir.”
Reklamlar