Huzurevindeki 89 Yaşındaki Bir Adam

“Yıllardır kapısını açmadım.”
“Birlikte açalım.”
Önce istemedi.
Sonra kabul etti.
Toz içindeki atölyeyi günlerce temizledik. Eski ahşap kokusu bütün binayı sardı. Hüseyin Amca yeniden küçük oyuncaklar, kuş yuvaları ve bastonlar yapmaya başladı.
Yaptığı oyuncakları huzurevine gelen torunlara hediye ediyordu.
Yüzündeki mutluluğu görmek bana da iyi geliyordu.
Ben de yıllardır ertelediğim resim kursuna yazıldım.
Hafta sonları yeniden arkadaşlarımla buluşmaya başladım.
İlk kez eşimi kaybettikten sonra gerçekten güldüğümü fark ettim.
Bir çarşamba huzurevine gittiğimde Hüseyin Amca odasında uyuyordu.
Hemşire bana sessiz olmamı işaret etti.
“Bugün biraz yorgun.”
Yanına oturdum.
Bir süre sonra gözlerini açtı.
“Geldin mi?”
“Geldim.”
Elimi tuttu.
“Bak,” dedi gülümseyerek. “Teklifim işe yaradı.”
Gülmeye başladım.
“Evet.”
“Artık gözlerin eskisi kadar üzgün değil.”
O gün vedalaşırken bana küçük bir ahşap kutu verdi.
“Bunu ben öldükten sonra aç.”
İtiraz ettim ama dinlemedi.
Aradan iki ay geçti.
Bir sabah huzurevinden telefon geldi.
Hüseyin Amca uykusunda, acı çekmeden hayatını kaybetmişti.
Cenazesinde onlarca insan vardı.
Yıllarca yaptığı iyiliklere dokunduğu insanlar tek tek gelip onunla ilgili anılarını anlattılar.
Eve döndüğümde verdiği kutuyu açtım.
Reklamlar