O adam, Orhan'ın ölmesini bekleyen, yıllar sonra zehrini akıtmak ve benim içimdeki baba figürünü yıkmak için geri dönen biyolojik babamdı. Bana o çekmeceyi söyleyerek, Orhan'dan nefret etmemi amaçlamıştı. Ama büyük bir yanılgı içindeydi. Çekmeceyi yavaşça kapattım ve ayağa kalktım. Orhan, annemin intikamını alamamış olabilirdi ama o, bir çocuğun hayatını kurtarmak için kendi ruhunu feda eden gerçek bir kahramandı. Biyolojik babam bana sadece karanlık ve ölüm vermişti; Orhan ise o karanlığı elleriyle parçalayıp bana bir hayat hediye etmişti. Garajın tozlu penceresinden sızan ikindi güneşine bakarken gülümsedim. Biyolojik babamın o iğrenç oyunu işe yaramamıştı; çünkü o kasa bana sadece acıyı değil, bir adamın bir çocuğu ne kadar devasa, ne kadar limitsiz bir güçle sevebileceğini kanıtlamıştı. Orhan her zaman benim gerçek babam olmuştu ve sonsuza dek öyle kalacaktı.