13 yaşındaki oğlum Can'ı gölde yaşanan korkunç bir kazada kaybettim. Kocamla her yıl baş başa gittikleri o tatillerden biriydi.
Söylenenlere göre Can yanlışlıkla suya düşmüş, aniden patlayan fırtına ve şiddetli akıntı onu alıp götürmüştü. Arama kurtarma ekipleri günlerce suyu ve ormanı taradı ama bedeni asla bulunamadı. Polis, o akıntıda hayatta kalmasının imkansız olduğunu söyleyerek onu ölü ilan etti.
Yaşadığım acı o kadar ağırdı ki hastaneye kaldırıldım. Ayakta bile duramıyordum; cenaze işlemlerinin hepsini kocam halletmek zorunda kaldı. Aradan haftalar geçti. Bütün günleri Can'ın odasında, onun eşyalarına bakıp ağlayarak geçiriyordum.
Ta ki düne kadar...
Can'ın çok sevdiği matematik öğretmeni Melek Hanım aradı. Sesi titriyordu: "Bunu nasıl açıklayacağımı inanın bilmiyorum... Bugün masamın çekmecesinde Can'dan size yazılmış bir zarf buldum. Oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikrim yok. Lütfen hemen okula gelin!"
Nefes nefese okula gittim. Melek Hanım bembeyaz olmuş bir yüzle zarfı bana uzattı. Üzerinde oğlumun el yazısıyla sadece "Anneme" yazıyordu.
Ellerim titreyerek zarfı açtım. İçinde Can'ın yazdığı o mektup vardı. Daha ilk satırları okuduğumda ciğerlerimdeki bütün hava boşaldı:
"Anne, eğer bana bir şey olursa bu mektubun sana bir şekilde ulaşacağını biliyordum. Artık gerçekleri bilmen gerekiyor. BABAMLA İLGİLİ GERÇEKLERİ VE SON BİRKAÇ YILDIR ASLINDA NELER DÖNDÜĞÜNÜ..."
Gözlerim satırlarda ilerledikçe kocamın aslında kim olduğunu ve oğlumun o gün o gölde gerçekte neden kaybolduğunu anlayacaktım... Peki kocamın herkesten sakladığı bu kan donduran sır neydi?
13 yaşındaki oğlum Can’ı gölde yaşanan o korkunç kazada kaybettim. Kocamla her yıl baş başa gittikleri o geleneksel tatillerden biriydi. Söylenenlere göre Can yanlışlıkla suya düşmüş, aniden patlayan fırtına ve şiddetli akıntı onu alıp derinliklere götürmüştü. Arama kurtarma ekipleri günlerce suyu, kıyıyı ve ormanı taradı ama bedeni asla bulunamadı. Polis, o korkunç akıntıda hayatta kalmasının imkansız olduğunu, gölün dibindeki çamur tabakasına saplanmış olabileceğini söyleyerek onu ölü ilan etti. Yaşadığım acı o kadar ağırdı ki sinir krizi geçirip hastaneye kaldırıldım. Ayakta bile duramıyordum; cenaze işlemlerinin ve taziyelerin hepsini kocam halletmek zorunda kaldı. Aradan haftalar geçti. Ben her gün oğlumun odasında eşyalarına sarılıp ağlıyordum. Ta ki düne kadar mezarlık grsele ilerlyn devamı sonrki syfada