HAFTALAR SONRA MASAMDA BULDUĞUM O SIR DOLU MEKTUP…

"Hayır," dedim sesimin pürüzsüz, sakin ve ölümcül bir soğuklukla çıkmasına ben bile şaşırarak. "Çok iyiyim. Sadece hemen eve gitmem ve... kocamla biraz 'dertleşmem' gerekiyor."

Okuldan çıkıp otoparktaki arabama bindiğimde ellerim artık zerre kadar titremiyordu. Dikiz aynasından kendime baktım; gözlerimdeki o aciz ifade gitmiş, yerini keskin bir kararlılık almıştı. Direksiyonu sıkıca kavradım. Yıllardır kocam diyerek bağrıma bastığım, oğlumun katili olmayı planlarken 13 yaşındaki bir çocuğun zekasına yenilen o adama, o zavallı canavara gidiyordum. Eve vardığımda, kilitli kapıyı açtığımda hiçbir şey bilmiyormuş gibi yapacaktım. Acılı, yıkılmış, antidepresanlarla ayakta duran eş rolünü Oscar'lık bir performansla oynamaya devam edecektim. Ta ki çalışma odasındaki o flaş belleği bulup, polislere onun gerçek yüzünü gösterene kadar.

Can benim için hayatta kalmıştı. Şimdi o canavarı kendi kazdığı kuyuya gömme sırası bendeydi
Reklamlar