Gelinim doğum yaparken vefat etti

Evet.” İlk kez yüzünden bir damla yaş süzüldü. Ama bu beni etkilemedi. Pişman olduğu için değil, kaybettiği için ağlıyordu. Ayağa kalktım. “Leyla senin sessizliğinden sağ çıktı. Elif senin pazarlığından sağ çıktı. Ben de senin annen olma utancından sağ çıkacağım.” Elini cama dayadı. Ben elimi oraya koymadım. Çıkıp gittim. Üç ay sonra Leyla hastaneden taburcu oldu. Kimsenin göremediği ve hiçbir doktorun ölçemeyeceği bir yara iziyle, yavaşça yürüyordu. Ama yürüyordu. Elif, beyaz bir battaniyeye sarılmış halde kalbinin üzerinde uyuyordu. Yalanların battaniyesi değil. Yeni bir tane. Benim ördüğüm. Bahar geldiğinde Karacaahmet Mezarlığı’na döndük O mezar Leyla’yı hiç içine almamıştı. Boş kalmıştı. Onun yerine oraya beyaz bir gül fidanı diktim. Leyla kucağında kızıyla önünde durdu. Rüzgar saçlarını nazikçe uçuşturdu. “Orada öleceğimi sandım,” diye fısıldadı. Elini tuttum. “Tıkladın.” Bana baktı. “Birinin duyup duymayacağını bilmiyordum.” Elif kucağında kımıldadı. Leyla gözlerini kızına indirdi. “O bana güç verdi.” Gözyaşlarımın arasından gülümsedim. “Hayır kızım. Onun yolunu açan sendin.” O gün uzaktan caminin ezan sesi duyuldu. Cenaze için değil. Bir hayat için. Birkaç hafta sonra, o küçük taş camide Leyla kızına Elif Müzeyyen ismini verdi. Hoca çocuğu kimin kucağına vereceğini sorduğunda, Leyla Elif’i bana uzattı. “
Reklamlar