FELÇLİ LİSE AŞKIM İÇİN AİLEMİ TERK ETTİM

“Bir kaza geçirdi,” dedim. “Yürüyemiyor. Hastanede olabildiğim kadar—”

“Bu senin ihtiyacın olan hayat değil,” diye sözümü kesti annem.

Gözlerimi kırptım. “Ne?”


“On yedi yaşındasın,” dedi. “Gerçek bir geleceğin var. Hukuk fakültesi. Bir kariyer. Kendini buna bağlayamazsın.”

“Neye?” diye tersledim. “Yeni felç kalan erkek arkadaşıma mı?”

Babam öne eğildi.

“Gençsin,” dedi. “Sağlıklı birini bulabilirsin. Başarılı birini. Hayatını mahvetme.”

Güldüm. Şaka yapıyorlar sanmıştım.


“Onu seviyorum,” dedim. “Kazadan önce de seviyordum. Bacakları çalışmıyor diye onu terk etmeyeceğim.”

Annemin bakışları donuklaştı.
“Sevgi faturaları ödemez. Sevgi onu tekerlekli sandalyeye taşımaz. Neyin altına imza attığını bilmiyorsun.”

“Yeterince biliyorum,” dedim. “Benim için aynısını yapacağını biliyorum.”

Ellerini birbirine kenetledi.
“O zaman bu senin seçimin. Onunla kalırsan, bunu bizim desteğimiz olmadan yaparsın. Maddi ya da başka türlü.”

Ona baktım.
“Yaralı erkek arkadaşını terk etmedi diye tek çocuğunu gerçekten silecek misin?”


Babamın çenesi gerildi.

“Hayatını çöpe atmanı finanse etmeyeceğiz.”

Tartışma dönüp durdu.

Bağırdım. Ağladım.
Onlar sakin ve acımasız kaldı.

En sonunda annem,
“O ya biz,” dedi.

Reklamlar