Eve Üç Saat Erken Geldim

“Annen hizmet etmeye alışık, yemeği hazırlamayı bitirsin, sonra oturur.”
Selin, iş seyahatinden üç saat erken döndüğü gün evine adım attığında duyduğu ilk cümle buydu.
İzmir’den İstanbul’a dönen Selin, büyük bir şirket anlaşmasını başarıyla tamamlamanın heyecanını yaşıyordu. Annesi Aysel Hanım, dört yaşındaki torunu Deniz ile vakit geçirmek için Balıkesir’den gelmişti. Üstelik haftalardır diz ağrılarıyla mücadele ediyordu.
Selin, eşi Kaan’a özellikle annesini dinlendirmesini söylemişti.
Ancak eve girdiğinde karşılaştığı manzara bambaşkaydı.
Salonda klima son derece düşük derecede çalışıyor, kayınvalidesi Neriman Hanım koltukta uzanmış üzüm yiyordu. Kaan ise tabletine gömülmüş, etraftaki dağınıklığı umursamadan oturuyordu.
Mutfaktan Deniz’in ağlama sesi geliyordu.
Selin hızla içeri girdi.
Annesi sıcak ocağın başında duruyor, torununu sırtında taşıyor ve ağır bir tencereyi karıştırmaya çalışıyordu. Yüzü solgun, kıyafetleri ter içindeydi.
“Anne, ne yapıyorsun?” diye sordu Selin.
Aysel Hanım mahcup bir ifadeyle cevap verdi:
“Neriman Hanım yemeği hazırlamamı ve Kaan’ın çamaşırlarını yıkamamı istedi. Bitirmek üzereyim.”
Salondan Neriman Hanım’ın sesi yükseldi:
“Tuzu da fazla kaçırmasın. Köyden gelenler yemek yapmayı pek bilmez.”
Kaan ise başını bile kaldırmadan:
“Madem mutfakta, yarınki toplantım için mavi gömleğimi de ütülesin,” dedi.devamı diğer sayfada
Reklamlar