Temmuz 2026 döneminde emekli aylıklarına yapılacak yüzde 17,76 oranındaki enflasyon artışı, sokağın gündemindeki yerini aldı. En düşük emekli aylığında yalnızca 3 bin 552 liralık bir artış beklenirken, ANKA muhabirinin Kadıköy’de mikrofon uzattığı vatandaşlar, 6 aylık enflasyon farkı oranında yapılacak artışın yılın geri kalanında geçinmeye yeterli olup olmayacağı sorusuna çarpıcı yanıtlar verdi.
Vatandaşlar, ekonomik tabloyu iktidarın geçmişte kullandığı argümanlar üzerinden eleştiriyor. Emeklilerden biri, günlük gıda harcamalarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullanıyor:
"Tayyip beye sor onu. Simit örneği veriyordu; aynı örneği ben ona veriyorum. Bir simit 20 lira, bir çay 30 lira, (toplam) 50 lira; 4 kişi eder 200 lira, ayda eder 6 bin lira... Bir kuru fasulyenin 180 lira olduğu bir Türkiye’de yaşıyorsak, domatesin 100 liraya yaklaştığı bir Türkiye’de yaşıyorsak, cumhurbaşkanımızdır seçilmiş kişiye her zaman saygımız sonsuzdur ama biraz da bizi düşünsün, yeter yani. Bir ek zammı niye bizden hakir görüyor. Bir emekli ikramiyemizi bayramlarda 5 bin lira yapamadık ya."

"Ben onu Tayyip’e bahşiş olarak vereceğim. Yetiyorsa Tayyip yesin onu. Ben kendim AK Partiliyim, 5 tane oyum var; asla bir daha Tayyip’e oy vermem. Eğer verirsem iki elim de kırılsın. Gider Komünist partisine oy veririm Tayyip’e oy vermem. Asla."

Sokaktaki bu tepkinin temelinde ise maaşlardaki yapısal erime yatıyor. Çalışma ekonomisti Prof. Dr. Aziz Çelik'in verilerine göre, 2019'da 800 bin kişi olan en düşük emekli aylığı kapsamı son dönemde 5,1 milyona yükseldi. Aynı yıl emeklilerin yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alırken, bu oran 2026'da yüzde 31'e çıktı. Çelik, tablonun nedenini şu sözlerle özetliyor:
"Her üç emekliden biri en düşük emekli aylığı alıyor. En düşük emekli aylığı, uygulanma biçimi nedeniyle emeklileri dipte eşitliyor. Kök emekli aylıkları giderek düştüğü için en düşük emekli aylığı kapsamı genişliyor."
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu'nun paylaştığı veriler ise emeklilerin neden çalışmak zorunda kaldığını gösteriyor. Haziran ayında en düşük emekli aylığının alım gücü 16.448 liraya gerilerken, emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düştü. İstatistiklere göre her 3 emekliden 2'si çalışmak zorunda.
Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranının 2002’de yüzde 46,4 iken 2025'te yüzde 31,6’ya düştüğünü hatırlatan Çerkezoğlu, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları oluştuğunu belirterek ekliyor: "Bu artış kuşkusuz emeklilerin sefalete mahkum edilmesi pahasına gerçekleşmiştir. Yani sorun kaynak olmaması değildir, sorun kaynakların kullanımına dair tercihlerdir."
Kadıköy'deki vatandaşların mikrofonlara yansıyan günlük yaşam mücadeleleri de bu verileri doğruluyor. Kirada oturanlar için barınma, evi olanlar için ise beslenme en büyük sorun.
"Olmaz, nasıl olacak? 21 bin 500 lira alıyorum. Evimiz var da kira vermiyoruz. Bir de kira olsa mahvolduk. Bugün gittik Göztepe’de yemeği vardı köylülerimizin, oradan geliyoruz. Her gün bir yere gidiyoruz öğlen yemeği yiyiyoruz. Ancak öyle geçinebiliyoruz. Tatil bize hayal, hayal bile düşünmüyoruz. Evde o yana bu yana, bir yere gidip geliyoruz, akşam oluyor. 72 yaşındayım ne tatil yapabiliyorum ne bir şey"

“Bence yeterli değil... Kirada olursan (geçinmek) biraz zor. Kiralar 25-30 bin lira zaten”

“Yeterli olmayacak. Kiramız yok Allahtan. Zor zar geçinmeye uğraşıyoruz”
“Yetmez. Millet hep perişan. Zengin adam bir lokantada yemek yiyor, bahşiş veriyor... İnsanlara zulüm ediyorlar, emeklilere özellikle”

Ekonomik eşitsizliğin toplumsal barışa etkisine dikkat çeken bir emekli, "En kötü adaletsizlik ekonomik adaletsizliktir" diyerek tepkisini dile getirdi:
"Rakamsal olarak söylenenler doğru değil. Asıl önemli olan ücretlerle fiyatlar arasındaki uyumun olup olmaması. Bu uyum yokken yoksullar, emekliler, halk böyle parklarda falan oturacak. Eğer ekonominiz adil değilse, adliyenin doğru işlediği, insanların huzur içinde yaşadığı falan söz konusu olamaz. Ekonomik adaletsizlik giderilmeden toplumsal barışın, huzurun sağlanması mümkün değil."

İktidarın "aynı gemideyiz" söylemine yanıt veren bir başka vatandaşın sözleri ise sokaktaki uçurumu gözler önüne seriyor:
"Herkes diyor ki, ‘Bu geminin içindeyiz’. Biz kömürün tozunu bulamıyoruz, nasıl aynı gemideyiz? Birisi 560 bin lira maaş alırken biz 30 bin lirayı zor alıyoruz. Nasıl olacak bu iş? Onlar, yabancılara bağırıp çağırıyorlar ertesi gün Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da çocuklarını okutuyorlar. Bizim çocukların burada kahvaltı yapamadığından midesi bulanıyor."

'Yenidoğan Çetesi' davası: Sanık hemşire Opara bebeğin nasıl öldürüldüğünü anlattı
Yandaş medyanın 'su kesintisi' ikiyüzlülüğünü vatandaş ortaya çıkardı!
Bolu Belediyesi'ne operasyon: Tanju Özcan gözaltına alındı
İktidar özel hastanelere kıyamadı! Özel hastaneler Covid-19 ücreti almaya devam edecek!
Ne İstedi?