Mektubun sonunda ise bizi en çok etkileyen satırlar vardı.
"Eğer Aslı gerçekten beni seviyorsa, bu belgelerin hiçbir önemi olmayacak. Ama yalnızca servetimi seviyorsa, gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır."
Belgeleri avukatımıza teslim ettik.
Süreç aylar sürdü.
Mahkeme, satış işlemlerinin önemli bölümünün usulsüz yapıldığına karar verdi. Bazı taşınmazlar yeniden terekeye döndü. Hesap hareketleri incelendi ve haksız şekilde aktarılan paraların büyük kısmı geri alındı.
Aslı ise bütün bu süreç boyunca kendisini mağdur gibi göstermeye çalıştı.
Televizyonlara çıkmadı, röportaj vermedi ama ortak tanıdıklara sürekli aynı cümleyi söylüyordu.
"Bana iftira atıyorlar."
Fakat belgeler konuşuyordu.
Babamın ses kayıtlarından birinde şu cümleyi duyduk:
"İnsan sevdiği kişiden şüphe etmek istemiyor. Ama bazen gerçekleri görmek için kalbin değil, vicdanın karar vermesi gerekiyor."