Bunu bugün yapamazsınız... Hayır, lütfen bekleyin..." diyordu.
Beni görünce konuşmasını hemen bitirdi.
"Bir sorun mu var?" diye sordum.
Yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirdi.
"Yok, sadece yanlış anlaşılma."
Ama bunun yanlış anlaşılma olmadığını ikimiz de biliyorduk.
Tam o sırada cenaze görevlisi yanıma geldi.
"Hanımefendi," dedi kibarca. "Babanız, ölümünden yaklaşık iki ay önce bize özel bir zarf teslim etmişti. Bu zarfın yalnızca cenaze tamamlandıktan sonra çocuklarına verilmesini istedi."
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Ağabeyim de yanımıza geldi.
Görevli mühürlü zarfı uzattı.
Üzerinde babamın el yazısıyla yalnızca şu cümle yazıyordu:
"Nermin ve oğluma..."
Arabaya geçip zarfı birlikte açtık.
İçinden bir mektup ve küçük bir anahtar çıktı.