CHP'nin yasaklanan köprü eyleminde, polis ablukası denizden delindi! 3 gözaltı

0 izlenme 17 Şubat 2026
Reklamlar

İstanbul’da köprülerin özelleştirilmesine karşı CHP'nin yapmak istediği yürüyüş, valilik tarafından engellendi. Ortaköy'deki basın açıklamasının ardından Arnavutköy'e yürümek isteyen CHP'liler, polis ablukasına alındı. Polis ablukasını deniz yoluyla aşan partililer Arnavutköy'de bir araya geldi. İl Başkanı Özgür Çelik burada basın açıklaması yaptı. Yürüyüşte 3 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.


CHP İstanbul İl Örgütü, köprü ve otoyolların satış hazırlığına tepki için Ortaköy Beşiktaş'tan Arnavutköy'e doğru yürüme kararı almış ve Valilik, eyleme "yasak" kararı vermişti.

Bu karara rağmen CHP'liler, "Köprüleri sattırmayacağız" diyerek, Ortaköy'de bir araya geldi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, burada basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından Arnavutköy'e yürümek isteyen CHP'lileri polis ablukasına alındı.

Yapılan müzakere görüşmelerinden de olumlu sonuç çıkmadı. Partililer, ablukayı deniz yoluyla aşarak Arnavutköy'de yeniden bir araya geldi.

GÖZALTILAR VAR!

CHP'nin köprü eylemi sırasında 3 kişi gözaltına alındı. Halk TV muhabiri Umut Taştan'ın aktardığına göre yürüyüş sırasında 3 kişi, polis tarafından gözaltına alındı.

İşte dakika dakika gelişmeler:

19:44 | ABLUKA, DENİZ YOLUYLA AŞILDI: ARNAVUTKÖY'E GEÇİLDİ

İstanbul Valiliğinin yasaklama kararı ve polisin abluka ile yürüyüşü engelleme girişimlerine rağmen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile beraberindekiler, Arnavutköy'e geçti.

CHP'liler, ablukayı deniz yoluyla aştı.

Özgür Çelik, Ortaköy'den sonra Arnavutköy'de de açıklama yaptı.

"ORTAKÖY'DEN BURAYA GELMEMİZ ENGELLENMEYE ÇALIŞILDI"

Özgür Çelik, Arnavutköy'de yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Bugün saat 17.00'de, 15 Temmuz Köprüsü'nün ayağında Ortaköy'de partililerimizle ve İstanbul'dan gelen kıymetli komşularımızla bir araya geldik. Orada bir basın açıklaması gerçekleştirdik ve sonrasında ikinci köprünün ayağında da bir basın açıklaması gerçekleştirme talebimizle yürüyerek Arnavutköy'e gelmek istedik. Şu anda arkamızda ikinci köprü var, Arnavutköy'deyiz, ikinci köprüye yakın bir noktadayız.

Bir anayasal hakkımızı kullanmamız engellendi. Anayasanın 34. maddesi çok açık ve nettir: Önceden izin almaksızın siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, dernekler ve yurttaşlarımız basın açıklaması yapabilirler. Anayasanın 34. maddesi çok açıkken Ortaköy'den buraya gelmemiz engellenmeye çalışıldı. Ve bize sürekli şu gerekçe gösterildi: Valilik tarafından izin verilmedi. Bakın, biz siyasi partiler olarak bir basın açıklaması yapmak istediğimizde, bir etkinlik yapmak istediğimizde bu izne tabi değildir. Biz sadece bildirim yaparız. Biz şurada şu basın açıklamasını gerçekleştireceğiz, burada bu konulu basın açıklaması gerçekleştireceğiz diye bildirimde bulunuruz. Valiliğin ve emniyetin görevi burada bizim güvenliğimizi sağlamaktır. Kanunlar bunu söylerken sürekli iki yıldır yaşadığımız bir şey var; yapacağımız bütün basın açıklamaları, eylemler, etkinlikler engellenmeye çalışılıyor.

"24 YILDIR VATANI PARSEL PARSEL SATAN BİR AK PARTİ İKTİDARI"

Ancak vazgeçmeden arkadaşlarımızın büyük bir kısmı karadan yürüyerek, bir kısmı deniz yoluyla buraya geldiler. Şu anda Arnavutköy'deyiz. Basın açıklamamızı Ortaköy'de gerçekleştirmiştik. Önemli olan birkaç hususun altını burada, Ortaköy'de, ikinci köprünün yakınında da ifade etmek isteriz. 24 yıldır vatanı parsel parsel satan bir AK Parti iktidarıyla karşı karşıyayız. Tekel'i sattılar. Adıyaman'ın, Samsun'un, Bitlis'in çiftçisini toprağa küstürdüler, 400 bin aileyi perişan ettiler. Türk Telekom'u hatırlayalım. Türk Telekom'u yabancı bir firmaya sattılar. Geldi Türk Telekom'u yağmaladı, sokaktaki bakır kabloları bile toplayıp gittiler. Şimdi Türk Telekom'un yükü milletin sırtında kaldı. SEKA'yı kapattılar, bugün çocuklar okula giderken ateş pahası fiyatlarla defter almak zorunda kalıyor. Şeker fabrikalarını sattılar, tank palet fabrikasının yarısını Katarlılara sattılar. Yetmedi, Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul'un muhafızı Ekrem İmamoğlu'nun tutsaklığını fırsat bilerek Sazlıdere Barajı, 700 bin insanın İstanbul'da su ihtiyacını karşılıyor, etrafını imara açtılar ve şu anda Sazlıdere Barajı kullanılamaz hale geldi.

"ÜLKENİN KAMU KAYNAKLARINI SATMAK, DOĞAYI TALAN ETMEK, YEŞİLİ TALAN ETMEK. İŞTE PARTİ POLİTİKALARI BUNDAN İBARET"

Biz bu konuyu şimdi de sinsi bir planla İstanbul'da iki tane köprümüzü, 15 Temmuz Köprüsü'nü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü sinsi bir planla özelleştirme adı altında 25 yıllığına şirketlere, yandaşlara peşkeş çekme çabası içerisindeler. Bu konuyu Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel önce İstanbul'daki mitingde, sonra meclis kürsüsünde dile getirdi. Genel Başkanımız bu konuyu dile getirdikten sonra işte burada İBB Grup Başkanvekilimiz Ülkü İnanlı İBB Meclisi'ne taşıdı konuyu ve İBB Meclisi'nde AK Parti'nin Grup Başkanvekili açık açık dedi ki: 'Evet, biz bu köprüleri özelleştireceğiz, parti politikamız budur. Biz size rağmen bu uygulamayı yapacağız.' dedi. Bakın ne diyor: 'Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkemizin milli varlıklarını korumaya çalışıyoruz.' AK Parti'nin İstanbul'daki Grup Başkanvekili diyor ki: 'Biz size rağmen bu uygulamayı gerçekleştireceğiz çünkü parti politikamız bu.' Neymiş parti politikası? Ülkenin kamu kaynaklarını satmak, doğayı talan etmek, yeşili talan etmek. İşte parti politikaları bundan ibaret.

Yani buradan vatanı parsel parsel satmayı marifet sayan o anlayışa sesleniyoruz: Kimin malını kime satıyorsunuz? Kimin malını kime satıyorsunuz? Bu köprüler bizim atalarımızın, dedelerimizin vergileriyle yapıldı. Şu anda hiçbir borcu yok vergilerin, köprülerin. Ve bu köprüler, iki köprü, 15 Temmuz Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü aylık, yıllık 112 milyon dolar bir gelire sahip. 112 milyon dolar gelire sahip. Şimdi, ve bu köprülerin otoyollarla beraber 25 yılda elde ettiği gelir Türkiye ekonomisine 15 milyar dolar katkı sağlıyor. Yani özelleştirmesi, satılması planlanan iki köprü, yedi tane otoyol tekrar ediyorum; 25 yıllığına yandaşlara peşkeş çekilmeye çalışılıyor, 25 yıllık karı 15 milyar dolar Türk Lirası. Ve bu köprülerin gelirlerinin yüzde 96'sı kar. Yıllık topladığı paranın sadece yüzde 4'ünü giderlere ayırıyor, yüzde 96'sı kar. Altın yumurtlayan tavukları satmaya çalışıyorlar.

"TÜRKİYE'Yİ YİNE YABANCI ÜLKELERE BORÇLANDIRACAKLAR"

Ne yapmak istiyorlar? Ayrıca şunu yapmak istiyorlar: Öyle bir sinsi plan yapmışlar ki, 25 yıllığına köprülerin kullanım hakkını verecekler. Bu köprüleri kullanma hakkına sahip olan şirket de yüzde 20'sini öz kaynaklarından ödeyecek, yüzde 80'ini de yurt dışındaki finans kurumlarından, yabancı ülkelerden kredi olarak çekebilecek. Yani Türkiye'yi yine yabancı ülkelere borçlandıracaklar. Anlaşmazlık olursa da İngiliz mahkemeleri devreye girecek. Yani Türkiye'de iktidar değişti diyelim ki sattıkları yerleri kamulaştırma yoluna gidecek, İngiliz mahkemeleriyle muhatap olmak zorunda kalacak. Yani bu köprülerin parasını ödeyen insanların dedelerimizin, babalarımızın torunları borçlanmış olacak bu uygulamayla.

"HEP BİRLİKTE İTİRAZ ETMELİYİZ"

Buradan AK Parti'ye, Milliyetçi Hareket Partisi'ne oy veren seçmenlere seslenmek istiyorum. Sizin bir işletmeniz olsa, yüzde 96 yıllık karı olsa, bu işletmeyi çocuklarınıza mı bırakırsınız yoksa yabancılara peşkeş çekilmesine izin mi verirsiniz? Herkes elini vicdanına koyarak bu soruyu kendine sormalı. Bu uygulamalara hep birlikte itiraz etmeliyiz. Siyasi partimiz ne olursa olsun, görüşümüz ne olursa olsun, hep birlikte itiraz etmeliyiz. Eğer bu köprüler özelleştirilirse, bu işe dur diyemezsek, bakın; Avrasya Tüneli'nde geçiş fiyatı sadece binek araba için 280 lira. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde sadece binek araba için geçiş ücreti 95 lira. Ama 15 Temmuz Köprüsü'nde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde geçiş ücreti 59 lira. Buraya bir şirket geldiği zaman hemen buranın fiyatını yükseltecek. 'Ben daha çok para kazanmam lazım' diyecek. Kar hırsıyla buraların fiyatlarını yükseltecek. Hele Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden kamyonların, otobüslerin geçiş ücretleri almış başını gidiyor. Yapılacak bu uygulamalar milletin ekmeğini küçültecek. Pazardaki domates fiyatını etkileyecek. Mutfaktaki ekmek fiyatını etkileyecek. Dolayısıyla bu günü kurtarmak için yarınımızı satmak istiyorlar. Seçim yatırımı yapmak için bu ülkenin milli kaynaklarını satmaya çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. 'Yağma yok' diyeceğiz. İstanbul Boğazı'ndaki köprülerimizi milli mücadelede dedelerimiz büyük bir kahramanlık destanı yaparak kazandılar. Bu köprüler dedelerimizin, babalarımızın alın teriyle yapıldı. Asla bu yağma düzenine izin vermeyeceğiz. Bu köprüleri sattırmayacağız. Bu talana Türkiye'yi teslim etmeyeceğiz. Bugün Ortaköy'den buraya yürüyerek kararlılıkla gelen Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerine ve komşularıma teşekkür ediyorum. İşte buradalar onlar. İşte burada bu ülkenin milli varlıklarını korumaya çalışıyorlar. Hepinize teşekkür ediyor, iyi akşamlar diliyoruz.

"YARIN ATAŞEHİR'DEYİZ"

Evet arkadaşlar şimdi eylemimizi gerçekleştirdik. Ortaköy'den Arnavutköy'e hep birlikte geldik. Burada da basın açıklamamızı yaptık. Şimdi evlerimize gideceğiz. Yarın Ataşehir'deyiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile birlikte yarın Ataşehir'de büyük bir buluşma gerçekleştireceğiz. Hepinizi Ataşehir'deki büyük buluşmaya davet ediyorum. Genel Başkanımız yine bu konuyu Ataşehir'deki mitingde dile getirecek. Teşekkürler."

19:31 | ÖZGÜR ÇELİK: ARNAVUTKÖY'E GEÇİYORUZ

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, polis ablukasından çıktıktan sonra sosyal medya hesabından paylaşım yaparak, "Arnavutköy'e geçiyoruz" dedi.

Çelik'in, X hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Beşiktaş Arnavutköy’e geçiyoruz.

Basın açıklamamızı gerçekleştireceğiz.

Köprüler halkındır satılamaz!"

ekran-goruntusu-2026-02-17-193647.png
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in X paylaşımı (17 Şubat 2026)

19:02 | ÖZGÜR ÇELİK ABLUKADAN ÇIKTI

Özgür Çelik, uygulanan ablukaya tepki gösterdi. Görevli polis ile yaşanan kısa süreli sözlü tartışmanın ardından Çelik, aracına doğru gideceğini söyleyerek, ablukanın kaldırılmasını istedi.

Tartışmanın ardından polis ekipleri, Özgür Çelik ile CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek'in ablukadan çıkması için bariyeri kaldırdı.

Ablukadan sadece Çelik ile Gökçek'in çıkmasına izin veren polis ekipleri, kalabalığın ilerlemesine izin vermedi.

18:43 | KALDIRIMDA YÜRÜRKEN ÖNLERİ KESİLDİ

Abluka altındaki alandan çıkarak, aracına doğru yanındaki küçük bir grupla kaldırımdan yürüyen İl Başkanı Özgür Çelik'in önü, Çevik kuvvet polisleri tarafından aniden kesildi.

Özgür Çelik, kaldırımda yürüdükleri halde önlerinin kesilmesine tepki göstererek, arka sokaktan gitme kararı aldı.

Partililer, bir arka sokaktan çıkmak istedikleri sırada ablukaya alındılar.

18:35 | ABLUKA ALTINDAKİ ALANDAN TAHLİYE BAŞLADI

Müzakereden olumsuz sonuç çıkması üzerine kalabalığın, polis ablukasından tahliye edilmesine karar verildi. CHP'liler ile kalabalık, belirlenen tahliye noktalarından abluka altındaki alandan çıkmaya başladı.

18:30 | YÜRÜYÜŞE İZİN VERİLMEDİ

Yapılan görüşmelerin ardından yürüyüşe izin verilmediği bildirildi.

Özgür Çelik, "Biz de kaldırımın üzerinden tahliye edip, gideceğiz öbür tarafa doğru. Yolda yürüyen insanlara ne diyebilirler. Biz şimdi bu yolu trafiğe niye kapatalım. Sevgili emniyet yetkilileri, biz yolu trafiğe kapatmayacağız, kaldırımdan yürüyeceğiz. Burayı kaldırın, biz sağa doğru yürüyelim. Ne yapacağız, gideceğiz üç beş cümle kuracağız evimize gideceğiz" dedi.

18:00 | MÜZAKERENİN SONUCU BEKLENİYOR

Özgür Çelik, yaptığı basın açıklamasının ardından emniyet yetkilileriyle müzakere görüşmesi yaptı. Çelik, müzakere sırasında AKP'nin Haliç Köprüsü üzerinde yaptığı Gazze mitingini hatırlatarak, çifte standarda dikkat çekti.

Müzakereden önce, polis anonsu yapıldı. Anonsta, "Dikkat, dikkat! Sayın grup, bekleme yapmayın, toplu halde Ortaköy Meydanı'nda toplanan grubun arka kısmına doğru ilerleyin. Atmış olduğunuz sloganlar kanunsuzdur" ifadeleri kullanıldı.

Özgür Çelik, daha sonra yanına gelen emniyet amiri olduğu belirtilen görevli ile müzakere yaptı. Çelik, "Valilik şimdi anayasaya aykırı bir emir verdiğinde siz bunu uygulamak zorunda mısınız ya?" diye sordu. Amir ise, "Nasıl anayasaya aykırı?" diyerek karşılık verdi. Özgür Çelik, "Bizim basın açıklaması hakkımız var. Biz bu konularda uzmanlaştık bu arada. Gerçekten uzmanlaştık. Burada bitirdik. Bundan sonrası seyahat hakkı" ifadelerini kullandı.

"KALDIRIMIN ÜZERİNDEN YÜRÜYECEĞİZ"

Çelik, "Tamam biz böyle kortej olarak toplu şekilde yürümeyeceğiz zaten. Yolu kapatmak yok. Kaldırımın üzerinden yürüyeceğiz." dedi. Emniyet amiri ise, "Sonuç itibarıyla size söylemiş olduğumuz şey toplantı ve gösteri yürüyüşü statüsüne girer. Gösteri yürüyüşüne girer. Dolayısıyla gösteri yürüyüşünün de belirli bir şartları vardır. Valilik de buna müsaade etmedi. Valiliğin de müsaade etmemesinden dolayı biz burada sizin yürüyüşünüze, bu gösteri yürüyüşüne..." dedi.

"İKİ YILDIR BİZİ ENGELLİYORSUNUZ"

İl Başkanı Çelik, emniyet amirine, "Şimdi bizim yaptığımız iş bakın şöyle: Yasal olarak bir izne tabi değil, bildirime tabi. Yani kanun ve yasa bana 'Git Valilikten izin al' demiyor. Kanun bana diyor ki; sen diyor 'bir basın açıklaması yapacağın zaman ya da bir siyasi faaliyet yapacağın zaman bunu bildireceksin' diyor resmi makama, biz de sana diyor 'güvenlik göndereceğiz.' Sizin buradaki göreviniz nedir biliyor musunuz? Siz iki yıldır her yerde bizi engelliyorsunuz, bizim sizinle sorunumuz yok bu arada. Bizim devletin polisiyle hiçbir sorunumuz yok. Buralarda bizim gibi emekçi ailelerinin çocukları hepsi, bütün arkadaşlar. Şimdi sizin bugün buradaki asıl göreviniz bizim basın açıklamamızı sağlıklı yapmamız. Yapacaksak başka siyasi faaliyetleri sağlıklı yapmamız. Siz bizim güvenliğimizi sağlamak için buradasınız. Yasa bunu söylüyor. Aksine siz verilen talimatla bizi engellemeye çalışıyorsunuz. Dolayısıyla hukuka aykırı bir iş yapıyorsunuz. Çünkü bizim faaliyetler izne tabi değil, bildirime tabi." dedi.

Dakikalarca süren müzakerenin ardından emniyet amiri, "Tamam ben bu konuyla ilgili mevcuttaki durumu size tebliğ ettim. Onun haricinde de size şu an için başka ifade edeceğim herhangi bir durum söz konusu değil. Bu konuyla alakalı gösteri yürüyüşü yapılabilecek güzergahlardan olmadığından ötürü Valilik bu konuda müsaade etmedi. Dolayısıyla da bu gösteri yürüyüşüne müsaade edilmediği tarafından biz müsaade edemiyoruz" diye konuştu.

Çelik de bunun üzerine, "Tamam biz de size diyoruz ki; görüşün, biz buradan kaldırımın üzerinden, trafiği etkilemeyecek bir biçimde, sakin bir biçimde, hani öyle kortej mortej halinde de değil, yürüyerek gitmek istiyoruz. Günün sonunda bu insanlar, yürüyüş de bittiğinde, basın açıklaması da bittiğinde yine aynı kaldırımlardan yürüyecekler. Kimi bu tarafa gidecek, büyük çoğunluğu o tarafa gidecek. Yürüyerek gidecekler" dedi.

Bunun üzerine emniyet amiri, görevlilerle görüşeceğini bildirerek, Özgür Çelik'in yanından ayrıldı.

17:00 | "MİLLİ İRADEYE DARBE YAPANLARLA BİR DERDİMİZ VAR"

Polis ablukasında açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi.

"Ortaköy'deyiz. Buradan Arnavutköy'e bir yürüyüş gerçekleştirmek istiyoruz. İki yıldır karşılaştığımız bir manzara var. Kamu varlıklarını peşkeş peşkeş satmaya çalışanlar, milli iradeye darbe yaparak, seçilmiş belediye başkanlarımızı, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu tutuklayanlar, milli iradeye darbe yapanlar, sürekli olarak bizi emniyet yetkilileriyle, güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar.

Biz bir anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz. Anayasanın ilgili maddeleri çok açıktır: Siyasi partiler ya da yurttaşlar önceden izin almaksızın basın açıklaması yapabilirler, protesto yürüyüşleri gerçekleştirebilirler. Ancak iki yıldır İstanbul'un dört bir yanında sürekli güvenlik güçleriyle, maksatlı bir biçimde karşı karşıya getiriliyoruz.

Bizim buradaki güvenlik güçleriyle hiçbir sorunumuz yok. Onlar bizim vergilerimizle maaşlarını alan, evlerini geçindiren bu ülkenin insanları. Ama bizim milli iradeye darbe yapanlarla bir derdimiz var. Şurada gördüğünüz köprüleri sinsi bir planla, özelleştirme kılıfı altında satmaya çalışan anlayışla bir derdimiz var.

Biz basın açıklamamızı burada gerçekleştireceğiz. Emniyet yetkililerine buradan sesleniyorum: Bu barikatı buradan kaldırın, yürüyüşümüzü gerçekleştirmek istiyoruz.

Bu köprüler hepimize dedelerimizden miras kaldı. Dedelerimizin, babalarımızın vergileriyle bu köprüler yapıldı ve bu köprüler sizin çocuklarınıza, bizim çocuklarımıza miras kalacak. Bu engellemeleri bir an önce ortadan kaldırın.


"AK PARTİ İKTİDARININ YENİ BİR YAĞMA DÜZENİNİ DURDURMAK İÇİN BİR ARADAYIZ"

Basın açıklaması, basın emekçileri ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Sevgili İstanbullular; hakkı yenmiş, malına göz dikilmiş, direnişe geçmiş ve susturulamayacak diyen Türkiye'nin gerçek vatanseverleri.

24 yıldır vatanı parsel parsel satan AK Parti iktidarının yeni bir yağma düzenini durdurmak için burada, Ortaköy'de bir aradayız. Hatırlayalım; TEKEL'i bitirdiler. Adıyaman'ın, Samsun'un, Bitlis'in çiftçisini toprağa küstürdüler. Tütün ekiminden geçinen 400 bin aileyi perişan ettiler. Yerli tütünümüzü yabancı kartellere kurban ettiler.

Türk Telekom'u hatırlayalım; Lübnanlı Hariri ailesine teslim ettiler. Telekom'u yağmaladılar, milyarlarca dolar borcu bizim sırtımıza yüktüler. Sokaktaki bakır kabloları bile söküp sattılar. Şirketin içini boşaltıp kaçtılar, Telekom'un borcu şu anda milletin sırtına yüklenmiş durumda.

SEKA'yı kapattılar. Kağıtta bizi yabancı ülkelere mahkum ettiler. Bugün bir okul defterinin ateş pahası olmasının sebebi SEKA'nın kapatılmasıdır. Şeker fabrikalarını sattılar, Anadolu'da üretimi durdurdular. Gıda güvenliğimizi riske attılar. Tank-Palet fabrikasının yarısını Katar sermayesine verdiler. Savunma sanayimizi, ordunun malını sattılar. Bugün hala Tank-Palet fabrikasının yarısı bizde değil.

Otoyolları sattılar, adına geçiş garantisi dediler. Bunun bize bir faydası oldu mu? Adı geçiş garantisi ama kendisi soygun garantisi olan bir düzen sistem kurdular ülkemizde. Geçtiğimiz köprünün parasını, geçmediğimiz köprülerin parasını bize ödetiyorlar. Gitmediğimiz yolların faturasını bize kesiyorlar. Dolarla, Euroyla ihale yapıp faturayı Türk Lirası kazanan işçinin, emekçinin sırtına bindiriyorlar.

İstanbul'un nefesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu durdurdular ve bunu fırsat bilerek İstanbul'da 700 bin insanın su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere Barajı'nın etrafını imara açtılar. Sazlıdere Barajı'nı kullanılamaz hale getirdiler. Şimdi de sinsi projesini... İstanbul Boğazı'ndaki köprüleri ve ülkemizdeki otoyolları satmak istiyorlar.

"BU SİNSİ PLANI ORTAYA ÇIKARDIK"

Bu sinsi planı CHP olarak biz ortaya çıkardık. İstanbul'dan bize gelen bilgileri Genel Başkan Yardımcımız Deniz Yavuz Yılmaz ile paylaştık ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, köprülerin özelleştirilmesi meselesini, satışı konusunu Türkiye gündemine taşıdı. Arkadaşlarımız konuyu İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde gündeme getirince ne oldu biliyor musunuz? İBB Meclisi'nde AK Parti Grup Başkanvekili açık açık itiraf etti: 'Evet, köprüleri özelleştireceğiz. Bu bizim politikamızdır. Sizlere rağmen uygulamaya devam edeceğiz' dedi.

Çıkmışlar kürsülerden 'devleti satacağız' diyorlar. 'Hükümet politikamız budur, sizlere rağmen satacağız' diyorlar. Ben şimdi buradan soruyorum; bu nasıl bir anlayıştır? Bu vatanı parsel parsel satmayı marifet sanan bu anlayışa soruyorum: Köprülerin ve otoyolların maliyeti yıllar içerisinde halkımızın vergileriyle ödenmişti. Yahu siz ne sanıyorsunuz kendinizi? Kimin malını kime satmaya çalışıyorsunuz?

Hatırlar mısınız? Yurttaşlarımız hatırlayacaktır. Bir Sülün Osman vardı eskiden. Sülün Osman giderdi, saf vatandaşları arardı. O saf vatandaşları bulup onlara Galata Kulesi'ni, tarihi yapıları satmaya çalışırdı. Millet de gülüp geçerdi; 'Vay be memlekette ne dolandırıcılar varmış' derdi. Ama Sülün Osman bile bunlardan daha dürüsttü; en azından köprüleri gerçekten satmıyordu. Sülün Osman'ı mezarında bunlar ters döndürdü. Sizin bu iştahınız, bu yağma düzeniniz karşısında Sülün Osman bile çırak kalır. Hiç utanmadan milletin gözünün içine baka baka 'satılık köprümüz var' diye bağırıyorsunuz. Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun size!"

CHP, İstanbul Valiliği tarafından getirilen yasağa karşın bugün saat 17.00’de Beşiktaş Ortaköy’den Arnavutköy’e doğru yürüyüş gerçekleştireceğini açıkladı. Köprülerin özelleştirilmesine karşı düzenlenecek etkinlik öncesi bölgede dikkatli bir bekleyiş sürüyor.

ortakoy-001.jpg

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik valiliğin kararını kabul etmediklerini belirterek yürüyüşün planlandığı şekilde yapılacağını bildirdi. Parti yönetimi, yasak kararına karşın geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Ortaköy adeta polis ablukasına alındı. Yürüyüş güzergahında çok sayıda TOMA ve gözaltı aracı görüldü.

YÜRÜYÜŞ ORTAKÖY’DEN BAŞLAYACAK

CHP, bugün saat 17.00’de Beşiktaş’tan başlayacak yürüyüşle köprülerin satışına tepki göstereceklerini duyurdu.

Valilik ise söz konusu güzergâhın yürüyüş alanı olmadığını belirterek etkinliğe izin verilmeyeceğini açıkladı ve yasağın geçerli olduğunu yineledi.

chp-kopru.png

ÖZEL'DEN VALİLİĞE TEŞEKKÜR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yürüyüşü gerçekleştirmekte kararlı olduklarını belirtti ve şu ifadeleri kullandı: "Bu suskunluğa karşı İstanbul İl Başkanlığımız bugün Arnavutköy-Ortaköy arasında yürüyüş yapacak. Neyi protesto edecek? Köprünün satılmasını. İstanbul Valiliği izin vermiyor, Allah ondan razı olsun. Allah İstanbul Valisi'nden razı olsun. İzin verse 100 kişi, 1.000 kişi, 10.000 kişi duyardı; Allah’ın izniyle bu akşam 10 milyonlar duyacak. 17'de iki köprü arasından yürüyeceğiz. 17'de iki Boğaz Köprüsü ve yedi otoyolun 3,5 milyar dolara satılacağını anlatacağız. Bunların yıllık getirisi 600 milyon dolar" ifadelerini kullandı.

Kaynak:Halk TV

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Hem parası gitti hem de… Mersin’de AKP’li meclis üyesine kaçak su cezası! Murat Ongun'dan 'İBB'ye terör soruşturması' iddialarına yanıt İrfan Değirmenci, Hadi Özışık haberini anons ederken isyan etti