Büyükannem hâlâ nefes alıyordu,

Hayır anne… bu acımasızlık. Bunu bana nasıl yaparsın?” “Üzerinde herkesin önünde açın yazıyor.” Araya girdim. “Oku.” Lale mektubu kaptı. “Bu özel.” Annem yerinden kıpırdamadı. “Üzerinde herkesin önünde açın yazıyor.” Dayım Rasim öne eğildi. “Yüksek sesle, Lale.” Lale’nin gözleri bana fırladı, sonra sayfaya geri döndü; sanki bakışlarıyla onu yakabilecekmiş gibi. “Gerçeği söylediği için Ayşe’nin suçlanmasını istemedim.” Okumaya başladı, sesi inceydi. “Lale… eğer bunu tutuyorsan, tam da yapacağını bildiğim şeyi yaptığın anlamına geliyor.” Kimse nefes almadı. Lale yutkundu. “Bakım evinde yüzüğümü aldığını gördüm. Seni durdurmamayı seçtim. Ölüm döşeğimde kavga istemedim.Ama Ayşe’nin gerçeği söylediği için suçlanmasını da istemedim.” Adımı duyunca midem düğümlendi. “Şaka yapıyorsun.” Lale panikle hızlanarak okudu. “Gerçek elması 10 yıl önce sattım.” Bu tabii ki ortalığı karıştırdı. Bu mektuptan önce kimse bunu bilmiyordu. Kutunun içine uzandım ve makbuzu çıkardım. Rehinci dükkânı. Tarih. Tutar. Rasim’in yüzü sertleşti. “Şaka yapıyorsun.” “Kadın ölürken ondan çaldın.” Lale okumaya devam etti, sesi kırılıyordu. “Rehabilitasyonunu ödedim. Beni arayıp ağladın. Değişmeye hazır olduğuna söz verdin.” Annem fısıldadı: “Senin için elmasını satmış.” Lale tersledi: “Ben ondan bunu istemedim!” “Evet istedin,” dedim. Lale bana döndü. “Kapa çeneni.” Lale’nin çenesi titredi. “Hayır,” dedim. “Kadın ölürken ondan çaldın.” Lale’nin gözleri parladı. “Zaten benimdi!” Annemin sesi bıçak gibi kesti. “Bunu söylemeyi bırak.” Lale etrafına baktı, destek aradı ama kimse yoktu. Rasim Lale’nin hırkasının cebini işaret etti. “Peki yüzük—” “Birinin çalmasını istemedim!” Lale cebinden çıkarıp sehpanın üzerine fırlattı. “Alın! Mutlu musunuz? Alın!”..
Reklamlar