Ben yalanla başlayan bir şeyin içinde olmak istemem. Kapıdan çıkarken arkasından bakakaldım. Ev bir anda çok sessizleşti. Ama bu sessizlik, önceki yalnızlığımdan farklıydı. Çünkü ilk kez kendimle yüzleşmiştim. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Ağladım. Kendime kızdım. Ama şunu da fark ettim: Ben kötü biri değildim. Ben yalnızdım. İhmal edilmiştim. Sevilmek istemiştim. Yanlış bir yola sapmıştım ama geri dönecek gücüm hâlâ vardı. Ertesi gün kocam geldiğinde her şeyi anlatmadım ama susmadım da. İlk kez “Ben yalnızım” dedim. “Ben görülmek istiyorum” dedim. Konuşmak zor oldu, yüzleşmek daha da zor… Ama kaçmak yerine kalmayı seçtim. Bu hikâyeden öğrendiğim en büyük ders şuydu: İnsan bazen yanlış kapıları çalar ama o kapıdan içeri girip girmemek hâlâ kendi seçimidir. Bir anlık mutluluk, bir ömürlük pişmanlığa dönüşebilir. Ama fark ettiğin anda durursan, hayat sana yeniden temiz bir sayfa açabilir. Ben o gün o sayfayı açtım.