Annemin olümünden sonra üvey babam

Olduğum yerde öylece kaldım.

Cenazeden sonra herkes yavaş yavaş dağılırken, o adamın sözleri zihnimde dönüp duruyordu. “Annenin başına gerçekten ne geldiğini öğrenmek istiyorsan, üvey babanın garajındaki en alt çekmeceye bak.”

Bunca yıl boyunca Cemil’e güvenmiştim. Onu yalnızca annemin eşi olarak değil, beni büyüten, bana baba olan insan olarak görmüştüm. Şimdi ise bir yabancının birkaç cümlesi, çocukluğumdan beri inandığım her şeyi sorgulamama neden olmuştu.

O gece eve gittiğimde uyuyamadım. Cemil’in yıllar boyunca bana yaptığı iyilikleri düşündüm. Hastalandığımda başımda bekleyişini, okuldan eve geç kaldığımda kapıda beni karşılayışını, ilk kez kalbim kırıldığında beni dinleyişini hatırladım. Eğer benden bir şey sakladıysa, bunun nedeni ne olabilirdi?

Sabaha karşı kendime tek bir soru sordum.

“Annem gerçekten bir trafik kazasında mı öldü?”

Ertesi gün öğleden sonra garaja girdim.Astronomi

Garajın kapısını açtığımda Cemil’in kokusu bile bana geçmişi hatırlattı. Eski aletleri, duvarın kenarındaki bisikletimi, yıllardır kullanmadığı tahta merdiveni gördüm. Çalışma masasının önüne geçtiğimde ellerimin titrediğini fark ettim.

En alt çekmeceye eğildim.

Çekmece sıkışmıştı.

Biraz zorlayınca gıcırdayarak açıldı.

İçeride ilk bakışta sıradan görünen birkaç eşya vardı. Eski tornavidalar, paslanmış vidalar, bir el feneri ve sararmış bazı faturalar…

Tam geri çekilecekken çekmecenin arka tarafında kahverengi bir zarf gördüm.

Zarfın üzerinde yalnızca annemin adı yazıyordu.

Nermin.

Nefesim kesildi.

Zarfı elime aldığımda arkasında Cemil’in el yazısını gördüm.

“Bunu bir gün okumak zorunda kalırsan, artık gerçeği öğrenmeye hazırsın.”

Bir süre zarfı açmaya cesaret edemedim.

Sonunda yırtarak açtım.

İçinden birkaç belge, eski bir gazete kupürü ve küçük bir fotoğraf çıktı.

İlk belge bir hastane kaydıydı.

Annemin adı yazıyordu.

Fakat tarih, annemin öldüğü sandığım günden birkaç hafta öncesine aitti.

Belgede annemin bir trafik kazası geçirdiğine dair hiçbir bilgi yoktu.

Bunun yerine, “düşme sonucu yaralanma” ifadesi bulunuyordu.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Gazete kupürünü açtım.

Küçük bir haberdi.

Bir apartmanın önünde meydana gelen tartışmadan söz ediyordu. Haberde isim verilmemişti ama tarih ve adres annemin o yıllarda yaşadığı yere aitti.

Fotoğrafa baktığımda ise annemi gördüm.

Yanında Cemil vardı.

Ama ikisinin yüzündeki ifade, benim çocukluğumda hatırladığım hiçbir şeye benzemiyordu.

Fotoğrafın arkasında bir tarih vardı.

Annemin ölümünden yalnızca üç gün önce.

Zarfın dibinde bir kaset buldum.

Eski tip, küçük bir ses kaydı kasetiydi.

Garajda eski bir kasetçalar olduğunu hatırladım. Hemen raflardan bulup çalıştırdım.

Önce cızırtı geldi.

Sonra Cemil’in sesi duyuldu.

“Bunu dinliyorsan, artık ben yokum.”

Gözlerim doldu.

“Bunu sana anlatmak için yıllarca fırsat aradım. Ama her seferinde korktum. Çünkü seni kaybetmekten korktum.”

Kaset birkaç saniye sustu.

Sonra Cemil devam etti.

“Annen trafik kazasında ölmedi.”

O cümleyi duyduğumda elim ağzıma gitti.

Yıllardır doğru sandığım hikâye, tek bir cümleyle yıkılmıştı.

Cemil, annemin ölümünden önce biyolojik babamın yeniden ortaya çıktığını anlattı.
Reklamlar