Ertesi gün markete gittiğimizde hayatımı değiştirecek olay yaşandı.
Kasada beklerken Efe bir kadını gösterdi.
“Anne, bak! İşte sen işteyken eve gelen teyze.”
Kalbim bir anda hızla çarpmaya başladı.
“Ne dedin oğlum?”
“Babam o teyzeyle üst kattaki odada oyun oynuyor. Bana da bunun sürpriz olduğunu söyledi.”
O an dünyam başıma yıkıldı. On yıllık evliliğim boyunca eşime hep güvenmiştim. Şimdi ise küçük oğlumun masum sözleri, aklıma ihanet ihtimalini getiriyordu.
Kadının yanına gittim.
Adının Nermin olduğunu söyledi.
“Eşimle ne ilişkiniz var?” diye sordum.
Kadın kısa süre sustu.
“Ben Murat Bey için özel bir çalışma yapıyorum. Bana bunu kimseye söylemeyeceğime dair söz verdirdi.”
Bu cevap şüphelerimi daha da artırdı.
Hızla marketten çıktım. Murat’ı defalarca aradım ama telefonunu açmadı.
Eve döndüğümde doğruca üst kata koştum. Misafir odasının kapısı hâlâ kilitliydi. Efe yanıma gelip sessizce konuştu.
“Anne, anahtar babamın çantasında. Sadece babam ve boya yapan teyze açabiliyor. Çünkü sürpriz henüz bitmedi.”
Artık zihnimde bütün parçalar birleşmişti.
Kilitli oda…
Gizemli kadın…
Boyalar…
Telefonunu açmayan eşim…
Her şey bana aynı gerçeği söylüyordu.
Aşağı kata inip ne söyleyeceğimi düşünürken telefonum çaldı.
Murat’tan bir fotoğraf gelmişti.
Fotoğrafta kilitli misafir odasının içi görünüyordu.
Duvarın tamamına büyük bir resim yapılmıştı.
Resimde annem vardı.
Yüzündeki sıcak gülümsemesi, mutfakta bana baktığı hâli birebir çizilmişti. Tavan ise tamamlanmamış gümüş yıldızlarla süsleniyordu.
Mesajın altında dört cümle yazıyordu:
“Dün çektim.”Sana hazır olmadan göstermek istemedim.”
“Lütfen yukarı çık.”
“Seni seviyorum.”
O an bütün şüphelerim paramparça oldu.
Efe’nin parmaklarındaki boya…
Kilidi açılmayan oda…
Markette karşılaştığım kadın…
Hepsinin tek sebebi vardı.
Murat, annemin anısını yaşatacak özel bir oda hazırlıyordu.
Efe de gizlice yıldızları boyayarak babasına yardım ediyordu.
Gözyaşları içinde yeniden markete döndüm.
Nermin arabasının bagajını topluyordu.
Yanına giderek özür diledim.
“Beni affedin. Çok yanlış düşündüm.”
Kadın gülümsedi.
“Murat Bey dört ay önce bana geldi. Bana annenizin eski fotoğraflarını getirdi. Her gece odanıza baktığınızda annenizi yeniden görebilmeniz için bu duvar resmini yapmamı istedi.”
Efe elindeki küçük boya fırçasını gösterdi.
“Anneanne yıldızları severmiş. Ben de onları boyadım.”
Eve döndüğümüzde Murat kapıda bizi bekliyordu.
Yüzünde hem korku hem de mahcubiyet vardı.
“Bunu sana sürpriz yapmak istemiştim.” dedi.
Sessizce elini tuttum.
Birlikte üst kata çıktık.
Kapı açıldığında annemin dev portresi bütün ihtişamıyla karşımdaydı. Sanki birazdan bana gülümseyip konuşacak gibiydi. Tavan boyunca uzanan gümüş yıldızlar ise henüz tamamlanmamıştı.
Yere oturup aylarca içime attığım acıyı ilk kez özgürce yaşadım.
Murat yanıma çöktü.
“Seni bu acıyla yalnız bırakmak istemedim.” dedi.
O sırada Efe eline boya fırçasını aldı.
“Anne, son yıldızı birlikte boyayalım.”
Gülümsedim.
Fırçayı oğlumun elinden aldım ve birlikte tavandaki son yıldızı tamamladık.
O gün anladım ki bazen eksik gördüğümüz parçalar, gerçeği bilmediğimiz için bizi yanlış düşüncelere sürükleyebilir. Güven, sevgi ve açık iletişim ise en büyük yaraları bile iyileştirebilir.
Annem artık yanımızda değildi.
Ama onun sevgisi, çizilen o duvarda, tavandaki yıldızlarda ve ailemizin birbirine sımsıkı sarıldığı o odada yaşamaya devam edecekti.