Annemi kaybedeli henüz üç ay olmuştu. Evin her köşesinde onun izleri vardı. Bir sabah yatak odamı toplarken dolabın üzerinde duran ipek eşarbını elime aldım. Üzerinde hâlâ yasemin kokusu vardı. Gözlerim dolarken beş yaşındaki oğlum Efe kapıda belirdi.
“Anne, yine mi ağlıyorsun?”
“Gözyaşı değil oğlum… Sadece anneannenin kokusunu özledim.”
Tam o sırada eşim Murat içeri girdi. Efe’nin parmaklarında kurumuş gümüş renkli boyayı görünce nereden geldiğini sordum. Murat ise okuldaki resim etkinliğinden kaldığını söyleyerek konuyu kapattı. Son günlerde telefonuna gelen mesajlardan sonra yüzünde beliren gizemli tebessüm, sık sık dışarı çıkması ve üst kattaki misafir odasını kilitli tutması dikkatimi çekiyordu. Yas sürecinde olduğum için bunları fazla büyütmediğimi düşünüyordum.