8 YAŞINDAKİ KIZIM AHIRIN YANINDA TERK EDİLMİŞ BİR BEBEK BULDU

8 YAŞINDAKİ KIZIM AHIRIN YANINDA TERK EDİLMİŞ BİR BEBEK BULDU — EŞİM "BUNU KİM YAPAR?" DİYE SORUNCA KIZIMIN CEVABIYLA HAYATIM BİR ANDA ALTÜST OLDU! Güneş henüz yeni doğmuştu. 8 yaşındaki kızım Elif, nefes nefese ve yalınayak eve daldı; kucağında sıkıca sarıldığı küçücük bir bebek vardı. "Anne... Ahırın yanında bir bebek buldum. Çiçekleri sulamak için su kabını almaya gittiğimde bir ağlama sesi duydum," dediğinde neye uğradığımı şaşırdım. Eşim Murat, gürültüye hemen arkamızdan koşarak geldi ve bebeği görünce olduğu yerde taş kesildi. Sesindeki o tuhaf gerginlikle, "Hemen yardım çağır," dedi. Bebeği kızımın kollarından yavaşça aldığımda minicik bedeni buz gibiydi. Murat, ellerini saçlarının arasından geçirerek odada volta atmaya başladı: "Hangi vicdansız bunu buraya bırakır? Kim yapar böyle bir şeyi?" O an kızım Elif, neredeyse duyulmayacak kadar kısık bir sesle, "Ben biliyorum," dedi. İkimiz de şaşkınlıkla ona döndük. Murat, sanki kızımız sadece korkmuş da hayal görüyormuş gibi zoraki bir gülümsemeyle, "Tatlım, bu bir oyun değil. Biri bu bebeği buraya bırakmış," diyerek konuyu kapatmaya çalıştı. Ama Elif gözlerini babasından ayırmadan parmağıyla doğrudan onu işaret etti: "Hayır babacığım... Seni gördüm. Bebeği oraya sen koydun." Odanın içine bir anda ağır, boğucu bir sessizlik çöktü. "Ne demek istiyorsun Elif?" diye sorduğumda kendi sesimi bile tanıyamadım. Kızım fısıldayarak devam etti: "Sabah erken uyandım ve seni dışarıda gördüm baba. Elinde bir şey tutuyordun. Yeni bir oyuncak bebek sandım... Bana sürpriz hazırladığını düşünüp sevinmiştim." Murat hızla geri çekildi, yüzü kireç gibi oldu. "Ben yapmadım! Yemin ederim, böyle bir şeyden haberim yok!" diye bağırdı. Ancak o sırada bebeğin battaniyesinin arasına sıkıştırılmış, üzerinde eşimin isminin yazılı olduğu katlanmış bir not kağıdı gördüm. Titreyen ellerimle o kağıdı açıp ilk satırı okuduğumda hayatım boyunca tanıdığımı sandığım adamın aslında bir yabancı olduğunu anladım. Kağıdı açarken parmaklarımın titremesini durduramıyordum. Kağıt sararmıştı ve üzerindeki el yazısı aceleyle yazılmış gibi eğri büğrüydü. İlk cümle, zihnime bir balyoz gibi indi: "Murat, bu bebek senin ve kardeşinin mirası. Onu koruyacağına dair verdiğin sözü tutma vakti geldi. Onu benden aldılar ama sana getirdim." Kafamı kaldırıp Murat’a baktım. Az önceki inkar eden, şaşkın yüz ifadesi gitmiş; yerine derin, karanlık bir çöküş gelmişti. "Murat..." dedim, fısıltıdan hallice bir sesle. "Bu ne demek? Bu bebek kimin? Elif seni gördüğünü söylüyor, bu not senin adınla başlıyor... Neler gizliyorsun sen?" Murat bir süre konuşamadı. Duvara yaslandı, gözlerini yere dikti. Elif ise korkuyla benim arkama saklanmıştı. Çocuk zekasıyla gördüğü şeyin bir sürpriz olmadığını, babasının korkunç bir sırrın parçası olduğunu hissetmişti. "Anlatacağım," dedi Murat sonunda. Sesi o kadar bitkin çıkıyordu ki, sanki yılların yükü omuzlarına binmişti. "Elif... Canım, sen içeri git, kardeşinin yanına bak. Annenle biraz konuşmamız gerek." Elif istemese de başıyla onaylayıp odadan çıktı. O kapı kapandığı an, evin içindeki hava daha da ağırlaştı. Murat derin bir nefes alıp anlatmaya başladı. "Bundan yedi ay önce, ölen kardeşim Hakan’ın bir vasiyeti olduğunu öğrendim. Hakan’ın gizli bir ilişkisinden bir oğlu olduğunu kimse bilmiyordu. Kadın, bebeği doğurduktan kısa süre sonra ağır bir hastalığa yakalanmış ve koruma altına alınmış. Bebeği benden başkasına emanet etmek istememişler. Ama olay göründüğü gibi basit değil... Hakan’ın geçmişteki borçları ve dahil olduğu karanlık çevreler, bu bebeğin peşindeydi. Eğer bebeği resmi yollardan sahiplenmeye çalışsaydım, o insanlar bizi bulurdu. Sizi korumak istedim. gorsele ilerlyn devamı sonrki sayfda..
Reklamlar