72 yaşındayım.

Sonra çantasını kaptı, bana son bir bakış attı ve çıktı gitti.
3000 Liralık hesabı masada bırakıp.
Peşinden koşmadım. Bağırmadım.
Sadece durup gidişini izledim.
Ve kapı kapanırken hafifçe gülümsedim.
Çünkü o anda fark ettim:
Masum bir yaşlı kadını seçmemişti.
Yanlış büyüknameyi seçmişti.
Kapı kapandığında lokantının içindeki uğultu bir anlığına kesildi sanki. Sonra yine tabak sesleri, çatal bıçak tıkırtıları, garsonların “buyurun”ları… Hayat normal akışına döndü. Ama benim içimde bir şey çok netleşmişti. O genç kadın, beni “kolay lokma” sanmıştı.
Elimde hesap fişiyle birkaç saniye öylece durdum. Patronum Hasan Bey kasanın yanından kafasını uzattı, yüz ifademden bir terslik olduğunu anladı.
“Ne oldu Fatma abla?” dedi.
Ben fişi katlayıp önlüğümün cebine koydum. “Hiç,” dedim, gülümsemeyi bozmadan. “Sadece bir müşteri borç bırakıp gitti.”
Hasan Bey’in gözleri büyüdü. “Nasıl yani? Ödemedi mi?”
“Ödemedi,” dedim sakin bir sesle. “Üstelik bunu kameraya da söyledi.”
Tam o sırada yan masadaki iki esnaf –biri berber Halil, diğeri nalbur Mustafa– birbirlerine baktılar. Berber Halil, “Ben gördüm,” dedi. “Kadın videoyla çekiyordu. Senin hakkında da bir şeyler geveledi.”
Mustafa da homurdandı. “Şimdi gider, internetten bizi rezil eder. Adı da çıkar. ‘Kasaba lokantası yaşlı garsona kaba davrandı’ falan…”
Hasan Bey bir an öfkeyle yerinde kıpırdadı, sonra bana baktı. “Arkasından gidip alalım parasını. Polis çağıralım.” Telefonumu şarja taktım. Benim telefonum öyle yeni model değildir, ama iş görür. Emre’nin dediğini hatırladım: Kadın sürekli video çekiyordu. Demek ki bir yerde paylaşacaktı.
Sabah uyanır uyanmaz komşu kızı Zeynep’i aradım. Zeynep yirmili yaşlarında, teknolojiye benden çok daha hakim. Onu çocukluğundan bilirim, annesiyle aynı sokakta büyüdük.
“Zeynep kızım,” dedim, “bana bir bak. Şu ‘yorum’ işleri nasıl oluyor? İnsanlar videoya bir şey yazıp paylaşıyor ya…”
Zeynep hemen anladı. “Teyze, sosyal medya mı? Ne oldu?”
“Lokantada dün bir şey yaşandı,” dedim. “Bana yardım eder misin?”
Bir saat sonra evimdeydi. Dizüstü bilgisayarını açtı. Ben olayı anlattım. Zeynep yüzünü buruşturdu. “Kesin bir influencer falandır,” dedi. “Bunlar bazen bilerek olay çıkarıp izlenme alıyor.”
“Benim yüzümü çekti mi?” diye sordum.
Reklamlar